Gruphepsi.Org Panolar Fan kulüp Forum Ana Sayfası

Grup Hepsi Fan Sitesi - Fan kulüp - Panoları

Hepsi Haberleri, şarkı sözleri, cemre kemer, eren bakıcı, gülçin ergül, yasemin yürük ve hepsi bir 1 dizisi forumları



Yazar Mesaj
<  

Hepsi Bir Dizisi ~ Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?

devrem
Küçük gönderi resmiTarih: Perşembe, Ağustos 7, 2008 20:50 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Görevli Görevli
Mesajlar: 3013
Bölüm:18 / Hepsi Bir + İki

Yaşanan çok şey var ama yazacak hiçbir şey yok...

Avukat Mehmet ve Serdar’ın Notu: Satır aralarını okumayı bilirseniz tarihte ki bazı gerçekler kabak gibi ortada… Hem Türkiye gerçekleri hem Hepsi ile ilgili gerçekler…


Ertesi sabah kızlar uyandılar erkenden... Okula gitmiyorlardı uzun süredir.. Sabah Gülçin'in yaşasın okul çığlığı evi ayağa kaldırmaya yetti. Kızlar koştular ne oldu diye sordular Gülçin'e... Gülçin aniden Eren'i öperek. "Okuuuull" diye bağırdı.. Hazırlanmaya başlamışlardı.. Yasemin saçlarını kestirdikten sonra ilk kez aynaya bakarak umutsuzca ve üzgünce içinden; "Ne zaman uzar acaba saçlarım?" diye içinden geçiriyordu. Cemre hazırdı. Aslında o Emre'yi göreceği için heyecanlıydı daha çok.. Gülçin zaten hazırdı. Eren; "Hadi çıkalım" dedi ve yola koyuldular. Okula vardıklarında, Mert'te masada oturuyordu. Emre, Barış, Korkut ve kızlar masaya oturmuş konuşmaya başlamışlardı.. Korkut düşünceliydi, kimsenin gözünden kaçmamıştı ama ilk soran tabiki de Yasemindi.. "Ne oldu canım" dedi.. Korkut; "hiçbir şey" dedi... Ama bunun arkasından "Şu Serdar ile Mehmet kafama takıldı.. Bunlar iki dost ama farklı özellikteler.. Bu ikisi hiç kavga etmiş mi acaba ve ne zaman tanışmışlar bunları merak ediyorum..". Cemre sinsice gülerek ve dudağını ısırarak; "Bakın aklıma ne geldi, onlarıda çağıralım bize ve orada soru yağmuruna tutalım." Korkut ilk kez Serdar ve Mehmet'in geçtiği bir konuda gülümsemiş ve kabul etmişti.. Aslında herkes merak ediyordu... Arama görevini Eren üstlendi.. Telefonda Mehmet ile konuştu. Kabul etmişlerdi..

****
Mehmet, Serdar'a dönerek; "Çok sık aramaları beni kuşkulandırıyor… Evet, şimdide yemeğe çağırıldık.." Serdar elindeki tabancayı masanın üstüne koyarak; "E davete icabet etmek gerekir Mehmetim… Bizi tanımak istiyorlar herhalde dikkatli olmalıyız..." Mehmet söze girdi. "Kızlar tamam da şu Korkut gerçekten ilginç adam. Senin kafadan, senle çok benzer özellikleri var" diyerek güldü.. Serdar alınmış gözüktü ve öksürdü birden. Hafifçe kafasını salladı ve “Bana hakaret ettiğinin farkında mısın? Ben ve Korkut farklıyız. Lütfen bunu onun yanında söyleme…” Mehmet’in sırıtan yüzünü görünce de “Hayır yani ondan korkmuyorum da Yasemin aniden vuruyor çat çut diye..." dedikten sonra cebinden bir çakmak çıkardı uzun uzun baktı “Kimse nasıl bir değer taşıdığını bilmiyor bunun” dedi. Mehmet Serdar’a hak vermekle birlikte “Sok onu cebine” dedi. “Merak etme” dedi Serdar “Sağda solda çıkarmıyorum” Bu çakmak neyin nesiydi acaba? "Her neyse; senin şu farklı yollardan deneyeceğiz sanırım Onur Özışık'ın durumunu. Yarın hemen gidiyorsun karşı avukatı ve onun müvekkeli hakkında bilgiler topluyorsun veya onu senin yöntemlerle konuşturuyorsun ve saat 15:00 sularında burada istiyorum bilgileri, raporları vesaire..." dedi Mehmet. Serdar şaşırmıştı; "Uzun zamandır benim yöntemlere başvurmuyorduk. Yarın raporları masanda bil Mehmetim. “Bir de” dedi Mehmet “Terör konusunu boşlamamak lazım.” Çekmecesinden bir zarf çıkardı Zarfı açtı 4 fotoğraf ve 4 dosya çıkardı fotoğrafları ve ilişikte ki dosyaları tek tek Serdar’a gösterek tanıttı “Bu dört kişinin evinden yaptıkları işlerle ilgili delil belge fotoğraf rapor ne bulursan getirmeni istiyorum.” Serdar “Kim bunlar?” diye sordu Mehmet fotoğraflardan birini gösterdi “Önder Lütfü Topal…Kumarhaneler Kralı… Örgütün 1 numaralı gelir kaynağı… Bir gecede kumarhanelerinin toplamından elinden geçen para 3 milyon dolara yakın… Savaş Bulur… Hakkarili Silah Kaçakçısı… En büyük işi 1986’da Afganistan üzerinden Türkiye’ye getirdiği uçaksavarlar… PKK’ya sattığı bu uçaksavarlar yüzünden Kandil Dağları’nda 2 sene boyunca tek bir Türk kuşu bile uçuramadık…Behçet Kantürk… Liceli Uyuşturucu Kaçakçısı… Fazla açıklama yapmaya gerek yok. Gümrük bağlantıları sayesinde istediği her malı hiç sorun çıkmadan sokup çıkartabiliyor. Örgütün 2 numaralı gelir kaynağı…” dedi. Serdar tüm bunları dinlerken 4. fotoğraf dikkatini çekmişti. Zayıf uzun boylu bir adamın fotoğrafıydı bu. Ürpertici bir görünüşü vardı. “Peki ya bu” diye sordu. Mehmet son fotoğrafı eline aldı içini çekti “Bu en psikopatları… Sarı Necmi… Az önce saydığım muhteşem üçlünün başında ki adam. Ayrıca örgütün para finansmanı…” Fotoğrafları ve belgeleri zarfın içine tekrar koydu Serdar’a uzattı “Bunun acelesi yok” dedi. “Yine de ne kadar erken olursa o kadar iyi.” Serdar “Hepsini bir gecede hallederim” dedi zarfı aldı. Gerindi. İçinden “Ne zamandır bu işlerden uzağım, inşallah paslanmamışımdır” diye geçirdi…

****
Akşam olmuştu... Kızlar herşey ile hazırdı... Kapı çaldı ve kapıyı açma görevi yine Gülçin'e verildi... Gülçin her zaman ki gibi yine bu duruma itiraz etmişti.. Neden otomatik açılmıyor bu kapılar diye içinden geçirdi... Kapıyı açtığında karşısında Serdar ve Mehmet'i görür.. Serdar kendi kendine, "Şimdiye Paris Hilton bile kapıyı açmıştı..." Gülçin, "Efendim" dedi. Mehmet'in yok birşey demesi üzerine içeri girdiler.. Yemek müthişti... Yasemin’in planı Mehmet ve Serdar’ı biraz içirmenin onların dilini çözmek için yeterli olacağıydı. Bunun için Korkut kaliteli bir şarap almıştı. Mehmet ve Serdar’ın yeterince içtiğinde kanaat getirince Gülçin birden "Hadi doğruluk mu cesaretlik mi oynayalım" dedi... Serdar birden öksürdü, yemek boğazına durmuştu.. Anlamıştım diye mırıldandı içinden... Mehmet söze girdi, "Yapacak onca ciddi işimiz varken sizin yemek teklifinizi kabul ettik ve siz oyun bahanesiyle bizden bilgi koparmak için çaba sarfediyorsunuz. Bu doğrusu hoşuma gitmiyor.. " Yasemin; ”Oyun sadece, bunu ciddiye almamak lazım o kadar” dedi.. Bir an Mehmet ile göz göze geldi Serdar... Eren o sırada mutfaktan bir şişeyle çıkageldi. Masaya koydu, çevirdi ve şişenin ucu Mehmet'e geldi.. Soran Erendi, Mehmet doğruluk demişti... "Lakabın veya çevrende kullandığın bir takma adın var mı ?" Mehmet "Var" dedi.. Eren; "Nedir bu takma adın?" diye sordu ama Mehmet akıllıca “Tek soru tek cevap” dedi... Bu sefer; şişeyi Mehmet çevirdi… Şişenin ucu Serdar’a gelmiş doğruluk demişti Serdar... Mehmet gülümseyerek sordu "En şaşırdığın an ne zamandı Serdar?" Serdar etrafa salakça sırıtmalardan sonra içinden "Ulan Mehmet amacın beni rezil etmek galiba" dedi ve "Yasemin'in bana tokat atması, yemin ediyorum hiç beklemiyordum...” Yasemin Serdar’a bakarak tatlı tatlı sırıttı “Hakettin” dedi. Serdar lafı değiştirmek için şişeyi eline aldı “Ben çeviriyorum şimdi” Şişenin ucu Yasemin'e gelmişti… Yasemin cesaretlik dedi. Serdar sırıttı; "Bana attığın tokatın aynısını Korkut’a da at." Yasemin hemen itiraz etti. Böyle bir şeyi yapmayacağı konusunda ısrarcıydı. Serdar “Oyun bozanlık yok” “Oynayalım diyen sizdiniz.”dedi. Yasemin’de Korkut’ta amaçlarına ulaşmak için bunu yapmak zorunda olduklarını biliyorlardı. Korkut gözlüğünü çıkardı. Yasemin olabildiğince hafif bir şekilde Korkut’a bir tokat attı. Sonra Serdar’a dönüp “Oldu mu keyfin” dedi. Serdar zevkten dört köşe “Oldu” dedi. Yasemin hemen şişeyi aldı çevirdi Korkut'a gelmişti.. Korkut düşünmeden doğruluk dedi… Yasemin "En sevmediğin kişi veya kişiler? diye sordu… Korkut'un bir an Mehmet ve Serdar ile göz göze geldi ve pat diye “Mehmet ve Serdar” deyiverdi... Mehmet "Gerçekten tahmin ediyordum.” dedi. Serdar Mehmet’e bakarak sırıttı “Evet haklı biz gıcık insanlarız Mehmetim…" “Evet çok haklı” diye onayladı Mehmet. Korkut yine bir laf yememek için hemen şişeyi çevirdi Mehmet'e geldi... Mehmet içinden “Hah” dedi “Dananın kuyruğu kopuyor” Korkut’un psikopatlık derecesini göz önünde bulundurduğunda Cesaretlik demeye cesaret edemedi. Zira Korkut çok rahatlıkla Mehmet’e “Atla şu camdan” diyebilirdi. Bunun için başının daha az yanacağını düşünüp doğruluk dedi. Korkut'un sorduğu soru oradakileri ve Mehmet'i şok etmişti... Korkut, Mehmet’in bu durumunu nereden öğrenmişti..? Hayatta yaşanan çok şey vardı ama bazı şeylerin hiç anlatılmaması gerekirdi…

DipNot: Bu Bölümde Diğer Bölümlerin Aksine Bir Serdar&Mehmet ortak yapımıdır…

Copyright 2008
Devrem® & Mayko®
Tüm hakları saklıdır.


En son devrem tarafından Cumartesi, Eylül 20, 2008 23:05 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

mayko
Küçük gönderi resmiTarih: Perşembe, Ağustos 7, 2008 21:53 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1786 Nerden: Bursa
Açıkça yazmaktan da çekinmiyorum. Bu bölümde ve bundan sonra ki bölümler de Mehmet ve Serdar arasında geçecek bazı konuşmalarda Türkiye tarihinde olmuş bazı olayları hatta çok iddialı gözüksede olacak bazı olayları yakalayabilirsiniz... Benim bir kitap okuma film izleme alışkanlığım vardır, bu alışkanlığım dahilinde ben içinde alt metin barındırmayan sırf eğlencelik yazılmış hiç bir kitabı okumam hiç bir filmi izlemem... Amacım bu senaryonun içini biraz olsun doldurabilmek biraz olsun olup bitenler hakkında bilgi verebilmek Wink

cemreandyakkin
Küçük gönderi resmiTarih: Perşembe, Ağustos 7, 2008 23:14 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 892 Nerden: Kütahya
teşekkürler mehmet ve serdar herzamanki gibi güzel bir senorya yazmışınız elinize sağlık

sweetgamze13
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Ağustos 8, 2008 14:23 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Üye Üye
Mesajlar: 187 Nerden: Kütahya
süpersiniz şahane olmuş ya Wink

HsEePnSaI
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Ağustos 8, 2008 14:34 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Üye Üye
Mesajlar: 205 Nerden: Aydın
Yine heyecanla bir sonraki bölümü bekleyeceğiz yani... Laughing Sorunun ve çakmağın ne olduğunu çok merak ettim şimdi. Laughing

kaganyoshy
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Ağustos 8, 2008 15:10 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Üye Üye
Mesajlar: 129
Gerçekten çok güzel olmuş tebrikler. Wink

EDACIKYALAN
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Ağustos 8, 2008 18:27 - Mesaj konusu: MUTLUSON
Dengesiz Üye(Banlı) Dengesiz Üye(Banlı)
Mesajlar: 160 Nerden: Tokat
hepsini sevgilileriyle evlendirirdim

freeb
Küçük gönderi resmiTarih: Pazartesi, Ağustos 11, 2008 14:22 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Görevli Görevli
Mesajlar: 1682 Nerden: Düzce
Bölüm:19 / Hepsi Bir + İki

İnsanoğlu her ne kadar güçlü olursa olsun duygularının önüne asla geçemez...

Korkut yine bir laf yememek için hemen şişeyi çevirdi Mehmet'e geldi... Mehmet içinden “Hah” dedi “Dananın kuyruğu kopuyor” Korkut’un psikopatlık derecesini göz önünde bulundurduğunda Cesaretlik demeye cesaret edemedi. Zira Korkut çok rahatlıkla Mehmet’e “Atla şu camdan” diyebilirdi. Bunun için başının daha az yanacağını düşünüp doğruluk dedi. Korkut sinsice gülmeye başladı her halükarda amacına ulaşmıştı çünkü Mehmet cesaretlik dese kendisinden hiç şüphe bile duymadan ‘Camdan atla.’ diyecekti eğer doğruluk dese işte bu can alıcı soruyu Mehmet’e yöneltecekti. Mehmet, Korkutun bu sinsice bakışından tek şüphelenen kişi oldu. Korkut “İşte sorum… Sen” dedi bir an duraksadı Yasemin’e baktı ve” Yaseminden hoşlanıyorsun değil mi?” dedi. Kızlar birden bu soru karşısında şok olmuştu Serdar durumu kurtarmaya çalışarak “Yok artık” dedi. Ama Korkut sorusunu vurgulaya vurgulaya tekrar etti “Sen Yasemin’den hoşlanıyorsun değil mi?” Mehmet o kadar kişi içerisinde en sakin kişiydi. İçinde ne bir korku ne bir heyecan vardı. Sadece Korkut’un nasıl öğrendiğini merak ediyordu. Kollarını sakince birleştirdi. Yavaşça başını salladı. Yasemin’in gözlerinin içine bakarak “Evet” dedi. Hiç kimse duruma bir anlam veremiyordu. İlk önce soruyla şok olmuşlardı şimdi ise verilen cevapla… Mehmet ortamda ki derin sessizliği fırsat bilerek “Tek bir şeyi merak ediyorum” diye devam etti “Sen nerden anladın bunu?” Korkut’un yüzünden alaycı bir acıma ifadesi okunuyordu. Mehmet’e karşı kazandığı ilk ve tek zaferin tadını çıkarıyor gibiydi. Yasemin onundu ve asla Mehmet’e kaptırmaya niyeti yoktu. “Sen beni takip ediyorken ben de boş durmuyordum tabii. Seni bakışlarından yakaladım, ne zaman ofisine gelsek ilk önce kimseye belli etmeden Yasemin’i süzüyorsun sonra umursamaz bir tavırla “Hoş geldiniz” diyorsun. Sen fark etmesen de konuşurken sürekli Yasemin’e hitap ediyorsun. Onunla konuşurken sesinin tonu değişiyor” dedi. “Aferin Korkut… Aferin” dedi Mehmet. Herkes Mehmet’in bu yüzsüzlüğünden rahatsız olmuştu. Yasemin Mehmet’in kıpkırmızı olmasını beklerken o gayet sakin görünüyordu. Serdar’sa o an Korkut’un ağzının ortasına vurmakla, sakince olacakları izlemek konusunda kararsız kalmıştı. Korkut devam ederek “Bunun yalan olduğunu söyleyebilir misin?” dedi. Mehmet “Sana bile adam izlemeyi tahlil yapmayı öğretmişim ya aferin bana.” dedi. Sonra sakince içini çekip ‘Hayır’ dedi. “Ben gerçeklerden kaçmam. Dediklerin tamamen doğru.” Kızlar Cemre’nin sesiyle kendilerine geldiler. Gayet sakin ve medeni bir tavır takınmıştı Cemre olabildiğince sakin ve anlayışlı bir sesle “Mehmet senden böyle bir şey beklemezdim, biz senin müvekkillerindik nasıl yaparsın bunu sana hiç yakışmadı bu hareketin…’ dedi. Mehmet cevap vermek için 4 kızın da nefretini kusmasını bekledi. Eren daha kızgın görünüyordu “Demek öyle o zaman şunu da biliyorsundur ki Mehmet efendi Yasemin ve Korkut çok mutlu Yasemin’in sana karşı bir şey hissetmesi olanaksız.” dedi. Yasemin daha fazla dayanamadı olayın muhattabı kendisiydi ve bir tek kendisi konuşmamıştı. İçinde ki daha fazla tutamazdı “Sen nasıl bir adamsın ya… Hala aklım almıyor… Bana karşı nasıl böyle duygular besleyebiliyorsun… Korkut’tan bu kadar nefret etmenden anlamalıydım zaten…” Gülçin’in sustuğunu görünce Mehmet “Buyur… Hakaret sırası sende Gülçin…” dedi. Serdar’da Gülçin gibi susuyordu. Bu tür işlerden pek anlamazdı. Mehmet Serdar’a bir kez sevgilisinin olup olmadığını sorduğunda “Var birkaç sıkıştırıp öpen” cevabını alınca “Aşk yok mu?” diye sormuş Serdar “İşte o beni öldürür” cevabını vermişti… Mehmet’in her cümleye verecek bir cevabı vardı ” Öncelikle hiçbiriniz benim “sadece” müvekkilim değilsiniz… Tanıştığımızdan beri yaşadıklarımız hiçbir avukat-müvekkilin yaşayamayacağı kadar yoğun şeyler… Ayrıca Cemre bunun bana yakışmadığını söyledi… Aşk öyle bir giysidir ki onu giyen herkese yakışır. Nasıl bir adam olduğuma gelince, bu yemeği bunu öğrenmek için organize ettiğinizi sanıyor ve artık öğrendiğinizi düşünüyorum. Ben hislerini duygularını ve düşüncelerini saklamayı bilen biriyim. Bugüne kadar hissettiklerimi tek söylememe sebebim ise Korkut’la aranızda ki aşkın ne denli büyük olduğunu bilmem ve araya girmek istemememdi.” Kızlar Mehmet’in dediklerinden sonra biraz olsun yumuşamış görünüyorlardı. Yine de Yasemin ağzına geleni söylediğine pişman değildi. Korkut ise öfkesine yenik düşmemek için yumruklarını sıkıyordu. Serdar’dan o kadar çok korkuyordu ki ellerini görmesin diye de masanın altına saklamıştı. Ev derin bir sessizliğe gömülmüştü. Herkesin aklından bir şeyler geçmekteydi. Yasemin düşündükçe git gide fevri davrandığına karar veriyordu. Serdar sonunda suskunluğunu bozdu “Anlaşılan bir yere varamayacağız. Biz kalkalım.” Mehmet ceketinin önünü ilikledi “Yemekler çok güzeldi. Hepinize teşekkür ederim.” dedi. Ayağa kalktılar Mehmet ve Serdar kapıya doğru yönelirken Gülçin de onları yolculamaya geldi. “İyi geceler” dedi sesinden anlaşıldığı kadarıyla durumu en hoşgörüyle karşılayan Gülçin’di. Muhtemelen bunda Mert’e verdikleri çekin de etkisi vardı. Serdar ve Mehmet arabalarına bindiler. Yolda ikisinin de ağzından tek kelime çıkmadı. Mehmet radyoyu açıp kanal aramaya başladı. Alem FM’in şarkıları genelde iyi oluyordu. 89.3 frekansını ayarlayıp dinlemeye başladı. Bu saatlerde nostalji şarkılar çalardı radyo. Jingledan sonra Barış Manço’dan Kara Sevda çalmaya başladı. Nakarat kısmına gelince Mehmet bunaldı “Kusura bakma Barış Amca, hiç sırası değil” dedi radyoyu kapadı… Her zaman ki restoranın önünde durdular. Yemekleri söylediler. Serdar Mehmet’in sipariş ettiklerini görünce “Valla o kadar lafı ben yesem bir daha bir lokma bile yiyemezdim” dedi. Mehmet cevap vermedi yemeğe dalmıştı. Serdar “Sence doğru mu yaptın söylemekle… Korkut’a sallama bir cevap vererek onu atlatabilirdin.” Mehmet omuzlarını silkti, önünde ki tabakta duran kalkan balığı şu anda onu herşeyden fazla ilgilendiriyordu “İyi oldu iyi” dedi. “Battı balık yan gider… İçimdekini benimle mezara götürecek değildim ya… Söyledik ve de kurtulduk.” dedi. Serdar düşünceli bir tavırla “Hakkımızda hayırlısı.” diye mırıldandı. O sırada kızlar evlerinde hala düşünüyorlardı, Eren “Mehmet ve Serdar ile tanıştık tanışalı başımız maceradan kurtulmadı ve bu gidişle de hiç kurtulmayacak.” dedi. Kızlar bu cümleye sadece başlarını sallayarak katıldılar. Bundan sonra Mehmet ve Serdar’la görüşecekler mi, nasıl bir tavır alacaklar her şeyi ince ince planlamaya karar verdiler. Ama saat geç olmuştur. Herkes odasına çekildi. Ama hiçbiri uyumayı başaramadı. Kızların ortak düşüncesi ise şuydu; “Mehmet ve Yasemin birbirlerine uzak insanlar ayrıca hiçte yakışmıyorlar ayrıca Yasemin Korkut’la çok mutlu” geç saatte yatmışlardı. Yasemin’in saati çaldığında onu dün gece uyutmayan Mehmet’e lanet ede ede uyandı. Uykulu uykulu kahvaltı ettiler ve okula gittiler. Cafeterya ya girdiklerini Mert, Barış, Emre ve Korkut’un masada oturduklarını gördüler. Korkut olanları ballandıra ballandıra anlatmıştı. Mert hariç bütün erkekler Mehmet’e büyük bir zevkle sövüp saymakla meşguldüler. Kızların geldiğini görünce sustular. Yine de durumu onlarla tartışmaktan geri durmadılar. Yasemin ise kızgın bir şekilde ‘Ya size ne oluyor? Mehmet sizden mi hoşlanıyor. Hayret bir şey. Ben umursamıyorum onu siz de daha fazla konuşmayın artık. Git gide küçülüyorsunuz.” dedi. Çocukların hepsi Yasemin’in gazabından korkup sustular. Korkut ise küplere binmişti ama kimseye belli etmiyordu. Çünkü Yasemin’i kaybetme korkusu sarmıştı içten içe. Kızlar eski neşelerini tekrar yakalamış koyu bir muhabbete dalmışlardı. Zaman su gibi akıp gitmişti. Saatin kaç olduğundan haberleri bile yoktu. Korkut sonunda Yasemin’in gözlerinden gözlerini ayırıp saatine baktı “Aşkım geç oldu kalkalım artık.” dedi. Herkes bir yerlere dağıldı. Korkut ve Yasemin’le el ele fakültenin kapısına kadar yürüdüler. Tam bu sırada beyaz basit bir Doğan SLX fakülte kapısı önünde durdu. Kapısı açıldı. Korkut’ta Yasemin’de arabayı fark etmemişti. Aracın içinden esmer uzun boylu bir adam indi. Korkut’un arkasından yaklaştı. Omzuna dokundu. Korkut dönüp “Efendim” der demez karnına bir silah dayadı. Sürükleye sürükleye arabaya bindirdi gazlayıp gitti. Herşey bir anda olup bitmişti. Yasemin şoka girmiş arabanın arkasından öylece bakakalmıştı. Neyse ki plakası aklına kazınmıştı…
*****
Mehmet ise ofisinde davalar üzerine kafa patlatmaktaydı… Tamamen işlere gömülmüştü… Serdar kapıyı neşeyle açtı içeri girdi dosyaların içinde boğulan Mehmet’e takıldı “Ooo yine davalar, dosyalar kolay gelsin…” Mehmet bir an başını kaldırdı zoraki gülerek “Ne yapalım işte işimizi yapmaya çalışıyoruz. Sana verdiğim işi hallettin mi topladın mı bilgileri?” Serdar ise kendinden emin “O işi olmuş bil. Bu gece elindedir.” dedi. Serdar Mehmet’in işlere gömülme sebebini çok iyi biliyordu. Mehmet ne zaman canı sıkkın olsa kendini dosyalara davalara verirdi. Mehmet “Örgüte destek veren 4 isim vermiştim sana. O işte acile bindi. Gürcistan Osetya’yı vuruyor. Rusya Gürcistan’ı” Serdar “Bize ne elin Rusundan Gürcüsünden” dedi. Mehmet tam örgütle bağlantıyı açıklayacaktı ki kapı sertçe çarpılarak açıldı. İçeri koşmaktan nefes nefese kalmış Yasemin girdi. Kendini toparlayamadan “Korkut’u kaçırdılar” diye bağırdı. Serdar “Oley” diye kalkarken Mehmet “Ne” diyerek kalktı koltuğundan. Yasemin ağlamaklı “Fakülteden çıkarken Korkut’u kaçırdılar.” Serdar hemen ciddiyete bürünüp “Polise ve kızlara haber verdin mi?” diye sordu “Hayır” dedi Yasemin “Hemen buraya geldim.” Mehmet sakin görünüyordu “İyi yapmışsın” dedi. “Nasıl oldu” Yasemin koltuğa oturdu. Serdar hemen bir bardak su verdi Yasemin’e. Yasemin olanları bir bir anlattı. Serdar “Beyaz Doğan SLX… Mafya işi değil” dedi. Mehmet canı sıkkın başını sallayarak onayladı Serdar’ı. “Arabanın plakasını alabildin mi?” diye sordu. “Aldım” dedi Yasemin. Plakayı bir çırpıda söyledi. Serdar hemen “Trafikten sorgularız” dedi. Cep telefonunu çıkardı. Kısa bir konuşma yapıp plakayı verdi. 5 dakika sonra Serdar’ın telefonu tekrar çaldı. Adres ortaya çıkmıştı. Tarlabaşında bir evin adresi görünüyordu arabanın sahibinin ikamet ettiği yer olarak. Yasemin sessizce ağlamaya başlamıştı “Bulabilir miyiz Korkut’u?” diye sordu. Mehmet gözlerini kapamış elini anlına dayamış düşünüyor, durum değerlendirmesi yapıyordu. Yasemin’in sorusu üstüne başını kaldırdı “Mafya işi değil. Profosyonel bir kaçırma eylemi de değil. Araba çalıntı değilse adres doğru demektir…Buluruz.” Serdar “Ben arabayı hazırlıyorum” dedi. Kapıyı açtı aşağıya indi. Mehmet “Seninde bizle gelmen iyi olur Yasemin” dedi. Yasemin sadece “Tamam” diyebildi. Mehmet’in gözleri ilk defa öfkeden parlıyordu “Eğer Korkut’un saçının tek bir teline zarar vermişlerse…” Çekmesini hınçla açtı. İçinden bir silah çıkardı. Uzun namlulu toplu bir silahtı. Yasemin’i şaşırtan iki şey vardı. Mehmet’in elinde ilk defa silah görüyordu. Ama onu asıl şaşırtan Korkut’un kaçırılması üstüne sarf ettiği bu cümleydi. Ayağa kalktı Mehmet, silahı beline taktı Yasemin’de Mehmet’in peşinden aşağıya inip arabaya bindi. Gidecekleri yer çok uzak değildi. Serdar sonunda bahçeli bir evin önünde durdu. Arabadan indiler. Bahçe kapısının önünde eve baktılar. Yasemin sokağın alt kısmında Korkut’un kaçırıldığı arabayı görmüştü. Mehmet’te Serdar’da silahlarını çıkardılar. Serdar silahının şarjörünü çıkartıp kontrol ederken “İçeridekileri dışarı çekelim, adamları vuralım, Korkut’u alalım” dedi. Mehmet’te topuna mermileri yerleştiriyordu o da “İçeri girelim, adamları vuralım, Korkut’u alalım” dedi. Yasemin silahlara tedirginlikle bakıyordu. “Bunun başka bir yolu yok mu?” dedi. Mehmet dönüp Yasemin’e baktı. “İstersen polis çağıralım Yasemin hanım… İçeri giremesinler, adamları vuramasınlar, Korkut ölsün…” Yasemin “Tamam tamam” dedi “Bildiğiniz gibi yapın.” Serdar “İçeri de kaç kişi varsa yarı yarıya ona göre” dedi. Mehmet “Tamam” der demez. Evin pencelerinden birine koşmaya başladı. Hemen arkasından da Serdar. Mehmet ve Serdar açık iki pencereden içeri girdiler. Evin uçlarında ki iki odadaydılar. Ortada bir salon vardı. Salondan televizyon sesi geliyordu. Mehmet ve Serdar kapılarını tekmeyelerek açtılar. Mehmet biraz daha erken davranmıştı. İçeride 4 adam vardı. Şaşkınlıktan hızlı davranamamışlardı. Mehmet 4’ünü de vurdu. Bu işleri hep Serdar yapardı. Serdar bile şaşkınlıkla “Vay be” dedi. Mehmet yaptığının farkına varmıştı. Yerde vurduklarına bakıp “Kardeş yarı yarıya dedik ama hepsini ben vurdum ya…” dedi. “Bu aralar canım çok sıkkın ya stresimi attım kusura bakma.” Serdar hala olayın şaşkınlığı atamamıştı. Duraksaya duraksaya “Lafı mı olur kardeş…Sağol…” dedi “Vurmuş kadar olduk…” O sırada Mehmet Korkut’u çözmüştü. “Dışarıda arabanın yanına koş” dedi. Korkut teşekkür bile etme gereği duymadan kaçtı. Mehmet salonun camından dışarı baktığında Yasemin’le Korkut’un birbirlerine sıkı sıkı sarıldığını gördü. Serdar Mehmet’le evden çıkıp arabaya doğru yürürken “Şimdi biz kimin adamlarını vurduk?” diye sordu. Mehmet omuzlarını silkti “Bize ne?” dedi “Korkut’u kaçırtan düşünsün” Yine de Mehmet’in kafasında tahmin ettiği bir isim vardı? Kimdi bu isim? Mehmet neden Korkut’u kurtarmaya bu kadar heveslenmişti onun kaçırıldığını öğrendiğinde neden bu kadar sinirlenmişti? Bütün gece Cemre’nin dikkatini çeken Yasemin’in yüzünde ki gülümseme sırf Korkut’a kavuştuğu için miydi?...

DipNot: Bu Bölüm Diğer Bölümlerin Aksine Bir Özgür&Mehmet ortak yapımıdır…

Copyright 2008
Freeb® & Mayko®
Tüm hakları saklıdır.

efsanekral696
Küçük gönderi resmiTarih: Pazartesi, Ağustos 11, 2008 15:47 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1713 Nerden: Sivas
Mehmet , Serdar ve Özgür hepinize teşekkürler . .

cemrealbina
Küçük gönderi resmiTarih: Pazartesi, Ağustos 11, 2008 16:22 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 1133 Nerden: Ankara
müthiş olmuş.hepinizin ellerine sağlık, teşekkürler.mükemmel.Wink

cansel44
Küçük gönderi resmiTarih: Pazartesi, Ağustos 11, 2008 16:45 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Dengesiz Üye(Banlı) Dengesiz Üye(Banlı)
Mesajlar: 565 Nerden: Malatya
teşekkürler

hepsicemrebuse
Küçük gönderi resmiTarih: Pazartesi, Ağustos 11, 2008 17:39 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 4443 Nerden: İzmir
Keşke bunları yazmasak Laughing
Yani hiç bitmese Laughing

HsEePnSaI
Küçük gönderi resmiTarih: Pazartesi, Ağustos 11, 2008 17:42 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Üye Üye
Mesajlar: 205 Nerden: Aydın
Yine süper ya ! Her gün 1 bölüm mü yayınlasak ki... Very HappyVery HappyVery Happy

cerenim123
Küçük gönderi resmiTarih: Pazartesi, Ağustos 11, 2008 21:15 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Yeni Üye Yeni Üye
Mesajlar: 13 Nerden: Isparta
ben cemreyi çok sevidğim için cemre ile emre'nin ilişkilerini ilerletirdim yani evlenmeye ilk yaklaşan çiftin cemre olmasını isterdim tabiki bu sırada diğerleri sevgili olsun isterdim...

kaganyoshy
Küçük gönderi resmiTarih: Pazartesi, Ağustos 11, 2008 22:00 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ?
Üye Üye
Mesajlar: 129
Gerçekten çok güzel yazıyorsunuz teşekkürler... Wink

Mesajları göster:  

Tüm zamanlar GMT +2 Saat
27. sayfa (Toplam 29 sayfa)
Sayfa Önceki  1, 2, 3 ... 26, 27, 28, 29  Sonraki
Yeni Başlık GönderMesaja yanıt verme resmi