| Yazar |
Mesaj |
< Hepsi Bir Dizisi ~ Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
| efsanekral696 |
Tarih: Pazar, Temmuz 27, 2008 18:04 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 1713
Nerden: Sivas
|
Sohbet sayfası gibi yapmayalım ama yeni senarist değil ki onlar...  |
|
|
|
|
| mayko |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 28, 2008 12:38 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 1786
Nerden: Bursa
|
Bölüm:16 / Hepsi Bir + İki
Yaşamak şakaya gelmez… Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın… -Nazım Hikmet Ran-
Tuşları ürkek tavırlarla basar ama Mert in telefonu kapalıdır telesekreter çıkar ‘Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor lütfen daha sonra tekrar deneyiniz…” Eren “Neredesin Mert… Neyin peşindesin…” diye kendi kendine söylendi. Gülçin’in bembeyaz yüzünün üzerine incelikle yerleştirilmiş küçücük gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu. “Benim hatam. Elini bırakmamalıydım” diye ağlıyordu. Sonunda doktor ameliyathaneden çıktı. Ağzında ki maskeyi çıkardı. “Geçmiş olsun.” dedi. “Hayati tehlikesi yok. Kaburga kemiği çatlamış. Çarpma sonucunda bir şoka girmiş. Adrenalin verdik. Çabuk toparlanır.” Gülçin “Onu ne zaman görebiliriz” diye sordu. “Hemen. Ama fazla yormayın.” dedi doktor. Önce Gülçin girdi odaya ardından da kızlar. Zeynep hala ayılmamıştı. Koluna serumlar bağlıydı. Birinin yanında refakatçı kalması gerekiyordu. Gülçin inatla “Ben kalacağım” deyince kızlar eve dönmek zorunda kaldılar. Mert üst katta evi toparlamaya çalışıyordu. Yasemin Mert’i aşağıya çağırdı. Koltuğa oturttular. Öncelikle sakin olmasını söyleyip durumu anlattılar. Mert Zeynep’in iyi olduğunu öğrenince fazla telaşlanmadı ama hemen evden çıkıp hastaneye gitti. Yarım saat sonra da Gülçin eve geldi. Mert Gülçin’i eve göndermişti. Kızlar Zeynep için çok üzülmüşlerdi ama bu sırada unuttukları bir şeyi Cemre hatırlattı. “Mehmet ve Serdar’a hala bir teşekkür edemedik. Adamlar en zor zamanımızda yanımızda oldular. Sonra ben Mert’e parayı da Mehmet’in verdiğini düşünüyorum.” Yasemin kaşlarını çattı. “Bırak şeytan görsün yüzlerini ya. Herşeyi başımıza onlar açmadı mı zaten. Siz gidin ben gelmiyorum.” dedi. Ama Eren kolundan çekip götürünce ister istemez o da teşekkür ziyaretine razı geldi. Avukatlık bürosuna gelince sekretere isimlerini verdiler. Mehmet kızları yukarı çağırdı. Kapıdan girdiklerinde odada yalnız olmadıklarını gördüler. Mehmet ve Serdar’ın dışında koltukta oturup Mehmet’i dinleyen biri daha vardı. Arkadan tanıdık geliyordu. Mehmet masanın üzerinde bir dosya elinde bir rapor karşısında ki adama bir şeyler anlatıyordu “Bu bilirkişi raporu nasıl aleyhimize çıkar anlamıyorum. Üstelik raporu o kadar sağlam hazırlamışlar ki hakimin buna aykırı karar vermesi mümkün değil. Yargıtay’a temyize gideriz ama… Usulen temyiz etsek ne olacak hukuken yapacağımız iş bitmiş… İhtiyati tedbir kararı çıkartamıyoruz. Normal takibe geçeceğiz. 1 ay tebligat süresi 1 hafta da takibe itiraz süresi var.” Bu arada Mehmet kızları gördü onları başıyla selamladı. Serdar onlara yer verdi. Serdar “Herhalde tanışmanıza gerek yok.” dedi. Mehmet’in konuştuğu kişi grubun yapımcısı Onur Özışık’tı. Eren şaşırarak “Aa Onur senin ne işin var burada” dedi. Mehmet güldü. “Tek müvekkilim siz değilsiniz” sonra Onur’a dönerek “Bilirkişiyi ya tehdit etmişler ya satın almışlar. Ben bir çıkış yolu bulmaya çalışacağım” dedi. Onur Özışık ayağa kalktı Mehmet ve Serdar’ın elini sıktı kızlara hiç bakmadan yanlarından koşar adım geçti gitti. Kızlar buna bir anlam verememişti. Yasemin “Onur’un davası neyle ilgili?” diye sordu. Mehmet “Üzgünüm” dedi. “Müvekkillerimin şahsi ve özel davalarıyla ilgili bilgi veremem.” Serdar konuyu değiştirmek için “Neyse” dedi. “Teşrifinizi neye borçluyuz” Cemre “Biz size teşekkür etmek istemiştik. Bu dava meselesi bittiğinden beri gelemedik. En zor zamanlarımızda hep yanımızda oldunuz. Emre’ye rapor ayarladınız. Bize kalacak yer ayarladınız. Büyük bir beladan kurtardınız. Hele Mert’e verdiğiniz o çek.” Mehmet “Ne çeki?” diye sordu. Cemre “Mert bütün sorunları halledecek 500 milyar liralık bir çek bulmuş. Onu sizin verdiğinizi biliyoruz.” Serdar gülerek “500 milyarımız olsa biz yerdik o parayı” dedi. Kızlar duruma inanmış görünüyorlardı. Yine de Serdar ve Mehmet’in bir anlık bakışmaları Yasemin’in gözünden kaçmadı. Mehmet lafı değiştirmek için “Ne içersiniz” diye sordu. Kızlar’ın hepsi bu sıcakta cola istedi. Mehmet telefonu kaldırdı. Bir tuşa bastı “Kızım, ofise 4 kola bir de bizim şu az şekerlileri yap” dedi kapadı. Serdar o sırada Yasemin’e “Ne yapıyor senin ki?” diye sordu. Yasemin kızmakla kızmamak arasında bir ses tonuyla imalı imalı “İyi. Çok iyi.” dedi. Mehmet bilgisayarın ekranına odaklanmış bir şeyler okuyor kendi kendine “Vay be” diye mırıldanıyordu. Kızlara dönüp “Siz bu hayran forumlarınıza hiç giriyor musunuz?” dedi. Tekrar monitöre baktı bir şeyler okudu. Gözlerini monitörden ayırmadan “Bunları bir salsaydık Aydın Vuran’ın üstüne bize hiç gerek kalmazmış.” dedi. O sırada kahveler ve kolalar geldi. Serdar ve Mehmet az şekerli kahvelerini alıp monitorun başına geçtiler. Mehmet kendi kendine yine bir şeyler okumaya başladı. “Bak veriyorum sitenin adresini akşama bakın gruphepsi.org” sonra yine gözlerini monitörden ayırmadan Yasemin’e hitaben “Bu sitede bir manyak var sana takmış kafayı. Ne şiirler ne yazılar yazmış var ya… Peheeeey… Bak bak başlıkta ne yazıyor. Yasemin’e Aşık Olmanın Dayanılmaz Hafifliği… Vay be” dedi. Yasemin ilgilenmiş görünmüyordu. Omuzlarını silkip “Amaaan” dedi. “Televizyon’dan görülerek olunan aşktan ne olur. Hayranlıktır geçer.” dedi. Mehmet bir yandan kahvesini içip bir yandan da monitöre bakıyordu. Gülerek “Valla adam aşmış sana o kadar diyorum”dedi. Sonra sıkıldı monitörü kapadı. Kızlara baktı “Hadi hadi ne soracaksanız sorun. Söyleyin neyi merak ediyorsunuz” Eren “Tamam” dedi. “Biz soracağız siz cevaplayacaksınız. Soru 1: Mert’le ne zamandan beri tanışıyorsunuz.” Serdar’la Mehmet birbirlerine bakıp güldüler. Serdar “Sizinle tanışmamızdan çook önce.” dedi. Gülçin “Soru 2: O bahsettiğiniz Mert’e olan borcunuz ne?” dedi. Mehmet’in yüzü asıldı. “Pas” dedi. O kadar ciddi söylemişti ki bunu Gülçin üstelemedi. Yasemin “Sıra bende” dedi. “Korkut’a ne gareziniz var.” Serdar “Senin sevgilin psikopat Yasemincim. Onun bize garezi var. Gerçi o bir psikopat ben bir psikopat nasıl anlaşamıyoruz ona da şaşıyorum.” dedi. Yasemin alınmış görünüyordu. Son olarak Cemre “Ben sizi merak ediyorum.” dedi. “Kaç aydır birlikteyiz. Size dair hiçbir şey bilmiyoruz. Kimsiniz, nesiniz, nereden geldiniz nereye gidiyorsunuz.” Mehmet güldü. “Madem sordunuz. Artık saklanacak bir şey yok.” dedi. “Ben hukukçuyum. Tamamen yasal bir avukat. Övünmeyi sevmem ama fazla mütevazilik de kibirden bilinir. Türkiye’nin en iyilerinden biriyim ki müvekkilerimden de anlamışsınızdır. İşim daha çok milletvekilleri, yapımcılar, sanatçılar, ve iş adamlarıyla oluyor. Serdar’a gelince… O da hukukçu ama ilk gün dediğim gibi onun yöntemleri biraz farklı. Avukatlık diploması yok. Hukuk Fakültesi mezunu değil. Ama işi adalet…” Kızların anlamamış görünen bakışlarını farkedince “Bir tür ajan” dedi. “Bu tür işlere aileden gelen bir yeteneği var. Müvekkillerim adına ulaşmak istediğim bir bilgi belge rapor olduğunda bunları yasal yollardan elde edemiyorsam Serdar devreye giriyor.” dedi. Uzun bir sessizlik oldu. Kızlar Mehmet’in anlattığı gerçeği zaten biliyorlardı. Fakat bu gerçeği hiç kimse onlara söylememişti. Bildikleri bir gerçekle yüzleşiyorlardı. Serdar onları evlerine bırakırken kafalarında onlarca soru vardı…. Mehmet’in Mert’e olan borcu neydi? Onur Özışık’ın apar topar kaçmasına sebep olacak davası neyle ilgiliydi? Mehmet’ten ama daha çok Serdar’dan başlarına daha fazla bela gelir miydi? Zeynep nasıl olmuştu? Artık yaşamlarını şakaya getirmiyor. Büyük bir ciddiyetle yaşıyorlardı… |
|
|
|
|
| mayko |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 28, 2008 12:41 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 1786
Nerden: Bursa
|
Bölüm:17 / Hepsi Bir + İki - - Özel Bölüm
27 Temmuz gecesi İstanbul Güngören’de ki patlama da kaybettiğimiz onlarca insanımızın ve tüm terör mağdurlarının anısına;
Kızları yolladıktan sonra saat 8:30 gibi Mehmet ve Serdar tüm işlerini bitirip biraz kafa dağıtmak için dışarı çıkmak istediler. Serdar “Yeni bir yer açıldı. Gel oraya gidelim. Hayran olacaksın.” dedi. Mehmet acıkmıştı “Yemekleri nasıl?” diye sordu. Serdar sadece gülerek “Güven bana” dedi. “Uzakta değil zaten Güngören’de…” “İyi bakalım gidelim… Ama yemekleri beğenmezsem hesabı sen ödersin” dedi Mehmet. Serdar yine gülerek “Senin canın sağolsun” dedi. Güngören’de Çarşı Caddesi’ne girdiler. Bir restoranın önünde durdular. Hem bar hem restoran gibi bir yerdi. Müzik güzel yemekler şahaneydi. Yemeklerini yiyip konuştular. Onur Özışık’ın davasında pürüz çıkmıştı. Serdar’da Mehmet’te bu tür şeylere alışkındı. “Yine bilirkişiyi satın almışlar” dedi Serdar “Yada tehdit etmişler.” Maalesef öyle” dedi Mehmet sonra kalkmadan önce hesabı istedi. Hesap geldi baktı “Ohoo… Batırdın bizi Serdar. Oğlum bu parayla bir ay geçinen aile var.” Sonra cebinden para çıkarıp tabağın kenarına koydu. “Hadi” dedi. Ayağa kalkıp ceketini aldı tam üzerine geçirirken Serdar’da Mehmet’te kendini yerde buldu. Kulakları sağır eden bir patlama sesi duymuşlardı. Mehmet gözlerine siper ettiği ellerini indirdiğinde restoranın bütün camlarının parçalanmış olduğunu gördü. Serdar Mehmet’ten daha çevikti. Dışarı koşmuştu. Mehmet’te dışarı çıktı. Gördüğü manzara korkunçtu. 6-7 kişi yerde yatıyordu. Etrafta ki camlar çerçeveler yere inmişti. Dükkanların bir çoğu hasar görmüştü. Karşıda ki telefon kulübesinin sadece iskeleti kalmıştı. Mehmet kravatını çözdü. 12 yaşlarında küçük bir çocuk yerde yatıyor çektiği acıdan bağıramıyordu bile. Kravatını çocuğun yaralı koluna bağladı. Serdar bir yandan ambulansı itfaiyeyi polisi arıyor bir yandan yaralılara yardım etmeye çalışıyordu. Etrafa insanlar toplanıyordu. Herkes birilerine yardım etmeye çalışıyordu. Serdar yaralıları etrafa toplanan halka bırakarak Mehmet’in yanına geldi. Soluk soluğaydı gözleri öfkeden kıpkırmızıydı. Burnundan soluyarak “Terör” dedi. Mehmet acı acı kafasını salladı. İkisi de etrafına baktı. Dümdüz caddenin iki tarafından akın akın insanlar toplanıyordu. Caddenin başka bir çıkışı da yoktu. Serdar “Allah korusun.” dedi. “İnsanlar toplanıyor, burada bir kaos çıksa. Tek el silah sesi duyulsa çıkan arbedede insanlar ezilir facia çıkar.” Mehmet yine acı acı başını sallayıp öne eğdi. Ardından ikisi de bir anda uyandı. Birbirine baktılar. “Allah kahretsin” dedi Mehmet. Sen aşağıyı ben yukarıyı tutacağım. Koooş. Serdar belinden silahını çıkardı. Caddenin aşağı tarafına koşmaya başladı. Mehmet insanları uzaklaştırmaya çalışıyordu. Ama kimseye derdini anlatamıyordu. Zaten kimsenin de birilerini dinleyecek hali yoktu. Serdar aşağıya doğru koştukça birisi dikkatini çekti. Herkes koşuştururken üzerinde bu sıcakta kalın uzun ve yeşil bir palto giymiş sakince bankta oturan bir kadın dikkatini çekti. “Canlı Bomba” dedi. Kargaşadan yararlanarak kadının arkasına yaklaştı. Bir canlı bombanın başına silah dayamaktan daha aptalca bir hareket olamazdı. Serdar kadına arkadan yaklaştı. Silahın arkasıyla başına bir darbe indirdi. Kadın bayılmamış ama sersemlemişti. Kollarını tutup bileklerinden büktü arkasında birleştirdi. Böylece üzerinde ki bombanın fitilini ateşleyemeyecekti. “Ne yapıyorsun” diye sordu Serdar kadın hiç bakmadan “Eylem” dedi. “Yapamayacaksın” dedi kadının kolunu biraz daha burktu. “Ben değil. Biz yapacağız. Bu gece burada tek ben yokum.” dedi Serdar’la alay ettiği her halinden belliydi. Görünüşünden konuşmasından eylemden önce hap kullandığı açıktı. “Siz kimsiniz? Hangi örgüte bağlısın” Kadın yine güldü. “Halkımın özgürlüğü için savaşan devrimci bir gençleriz.” dedi. Serdar daha fazla konuşturmanın anlamı olmadığını biliyordu. Kadının kafasına silahı dayadı. Tek el ateş etti. Yeşil palto kana bulanmıştı. Serdar sürükleyerek kadını ara sokaklardan birine soktu. Palto’yu açtı. Bomba yoktu. “Allah kahretsin” dedi Serdar “Şaşırtmaca” tam o sırada Serdar bir kez daha kendini yerde buldu. Bu seferki diğerinden çok daha sertti. Gürültüden kulakları çınlıyordu. Ama bu gürültü bombanın etkisinden değil bağıran insanlardan kaynaklanıyordu. Koşa koşa caddenin ortasına çıktığında gördüğü manzara tam bir dehşetti. Yerde yaralı yatan bağıran ölen insanların dışında en kötüsü tek parça halinde olmayan insanlar vardı. Koşarak Mehmet yanına geldi hala soğukkanlılığını korumaya çalışıyordu. Ambulans ve polis gelmişti. “Bizim artık burada yapabileceğimiz fazla bir şey kalmadı gidiyoruz.” dedi. Serdar arabaya bindi. Gazı sonuna kadar kökleyerek ofise geri döndüler. Mehmet kendini masasına attı. Elini anlına dayadı gözlerini kapadı düşünmeye başladı. Serdar “Yapamadık, olmadı, başaramadık.” dedi. Daha sonra Mehmet’e olanları anlattı kadının söylediklerini ve son cümlesini özellikle vurguladı. Sonra sinirle dişlerini sıkarak “PKK mı?” dedi. Mehmet “Hayır” dedi. “Birincisi, bu çok farklı bir eylem. Önce ufak bir patlamayla insanları çevreye toplama daha sonra asıl büyük patlamayla bir katliam. Şaşırtma amaçlı etrafa yerleştirilmiş canlı bomba görünümlü gözcüler. PKK bu kadar organize ve planlı bir eylem yapmaz. İkincisi seçilen hedef. PKK kamu binalarını hedef alır. Eylemleri askere, polise, devlete yöneliktir. Bu büyüklükte bir eylem yapma riski alıyorsa bunu bir karakolun yanında yapar ki eylem boşa gitmesin. Bir sizden büyüğüz kendi devletimizi kurabiliriz mesajını versin. Kalkıpta bir metropolün ortasında sivillerin dolaştığı bir cadde de bu büyüklükte bir eylem yapmaya cesaret bile edemez.” Serdar “PKK değilse kim?” dedi. Mehmet “Bu çok farklı bir yapılanma. Kadının anlattıklarından çıkardığım kadarıyla PKK’nın izinden giden. Hatta muhtemelen taban kadrosundan ayrılanların oluşturduğu Marxist-Leninist bir ideoloji benimseyen PKK’dan farklı ama bir o kadar PKK’ya benzer bir örgüt.” Serdar “Peki” dedi. “İmralı’dakinin hiç mi gücü yok. Bu adamlar İmralı’dakinden daha mı güçlü.” “Daha organize…” dedi Mehmet. “Daha organize ve daha aktif. Eylemleri doğuda sınırlandırmak yerine metrolopollere taşımayı planlıyorlar. Bu da onlar için taban demek, güç demek, maddi imkan demek.” Serdar hala sakinleşmemişti “Peki bir şey yapmayacak mıyız. Bu adamlarla savaşmayacak mıyız. Kuzu kuzu oturacak mıyız.” Mehmet “Savaşmasına savaşalım… Hangi vasıfla bu adamlarla savaşacağız. Devlet vasfıyla mı, hukukçu vasfıyla mı yoksa mafya vasfıyla mı… Dağdakiyle savaşmak için dağa çıkan adam, 1 sene sonra dağdakilerle bir olup şehre iniyor. Bu ülkenin askeri var polisi var istihbarat teşkilatı var… Bu adamlar istiyor ki Türkler ile Kürtler, Irak’ta ki Şiiler ile Sünniler gibi birbirlerini öldürsünler… Bizim yapacağımız güçlü olmak… En büyük gelir kaynaklarına, uyuşturucuya, korsana, kaçak telefonlara, kaçak sigaraya göz açtırmamak… Devletin her birimi kendi işini yaparsa o çarka kimse çomak sokamaz… Yeter ki biz birbirimizi Kürt-Türk diye ayırmayalım… Sırf kökeninden dolayı kimseye önyargılı davranmayalım… Bu adamların ekmeklerine yağ sürmeyelim… Eğer bunu başarırsak bu millet Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle ölür de soysuza şerefsize boyun eğmez…” Serdar yavaşça başını salladı. Televizyonu açarak son gelişmeleri izlemeye başladı. 15 Ölü 150 civarı yaralı diyordu. Mehmet bu rakamları görünce “Yani… Milletimizin başı sağolsun...” dedi… “Vatan Sağolsun…” |
|
|
|
|
| devrem |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 28, 2008 13:15 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Görevli

Mesajlar: 3013
|
Gülen smileylere hayır bir sonraki bölüme kadar...!  |
|
|
|
|
| saesad |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 28, 2008 13:30 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Üye

Mesajlar: 196
Nerden: Adana
|
|
|
|
| OrHaNnN |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 28, 2008 13:31 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Üye

Mesajlar: 248
Nerden: Bursa
|
Güzel olmuş.. Süper bölüm..  |
|
|
|
|
| ilkaycemre21 |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 28, 2008 14:05 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Kıdemli Üye

Mesajlar: 1590
Nerden: Ankara
|
Süper  |
|
|
|
|
| esmerperim |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 28, 2008 14:09 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Kıdemli Üye

Mesajlar: 723
Nerden: Kütahya
|
güzel olmuş ama allah öelnlere rahmet eylesin  |
|
|
|
|
| yoshycemrebuket |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 28, 2008 16:12 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
|
Misafir
|
| önce korkut la yoşhy yi barıştırırdım sonrada hepsini velendirirdim nikah şahitlerinden biri sezen aksu olurdu |
|
|
|
|
| efsanekral696 |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 28, 2008 16:43 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 1713
Nerden: Sivas
|
Bu ne hız! Her hafta bir bölüm yayınlayalım...
Yine de çok güzel... (Allah rahmet Eylesin) |
|
|
|
|
| HsEePnSaI |
Tarih: Cuma, Ağustos 1, 2008 21:59 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Üye

Mesajlar: 205
Nerden: Aydın
|
Terör bu ülkenin kanayan yaralarından biri. Ne zaman biri bu yarayı tedavi etmeye çalışsa engelleniyor. Hepimiz elimizden geldiğince bir şeyler yapmamız gerekiyor. Herkes bildiği işi yapmalı. Mehmet hikaye yazıyor ve kitlelere düşüncelerini hikaye vasıtasıyla yayıyor. Teşekkür edip geçmeyelim arkadaşlar. Satır aralarını okursanız gazetelerin yazmadığı bir çok gerçek orada yazıyor.
Mehmet ve Serdar'ın yazdığı gibi... Vatan Sağolsun... |
|
|
|
|
| dreambig |
Tarih: Pazartesi, Ağustos 4, 2008 20:14 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Üye

Mesajlar: 101
Nerden: Gaziantep
|
Bazı Arkdaşlar hemen umutsuzluğa kapanmış sonu felan diye ben umutluyum ama yine yazıyorum:
Bir Gün Gelir Aşk Herşeyi Affeder.
Çocukları kızlarla yakın gören Cemre ve Yasemin ne yapacaklarını şaşırırlar eğer Güçlin ve Eren'e söylese gerçekten araları bozacak bir yandan da kendilerine acırlar bu kötü haberi bir gün Yasemin azından kaçırır ve çocuklar ile küserler daha sonra Aşk Her Zaman Olmayacağını Bir Gün gelip Herşey Gibi onunda biticeğini anlarlar ve çocukları affederler!!! (tam bitiyorken Aşk Herşeyi Affeder Mi? şarkısı süper olur.)
Biraz kısa ama !!!  |
|
|
|
|
| gitaristm |
Tarih: Salı, Ağustos 5, 2008 18:10 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Kıdemli Üye

Mesajlar: 436
Nerden: İstanbul
|
| Teröre kurban giden tüm vatandaşlarımıza Allah rahmet eylesin.. Güzel yazmışsın arkadaşım.. Ellerine sağlık.. |
|
|
|
|
| dreambig |
Tarih: Salı, Ağustos 5, 2008 22:03 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Üye

Mesajlar: 101
Nerden: Gaziantep
|
| Teşekkürler arkdaşım iyiki yakalandılar allah tüm Türk vatandaşlarımıza Allah Rahmet Eylesin!!! |
|
|
|
|
| eroSeda |
Tarih: Çarşamba, Ağustos 6, 2008 09:33 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Kıdemli Üye

Mesajlar: 939
|
bitirmezdim  |
|
|
|
|
|
|