| Yazar |
Mesaj |
< Hepsi Bir Dizisi ~ Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
| gitaristm |
Tarih: Cuma, Temmuz 11, 2008 13:26 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Kıdemli Üye

Mesajlar: 431
Nerden: İstanbul
|
Süper ya 2-3 bölümü okuyamamıştım. Şimdi okudum. Harika  |
|
|
|
|
| HrbyCrazy |
Tarih: Pazar, Temmuz 13, 2008 23:34 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Üye

Mesajlar: 250
Nerden: Yurt Dışı
|
evet Süperler ya  |
|
|
|
|
| kemalvecemre |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 14, 2008 13:03 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Yeni Üye

Mesajlar: 8
Nerden: Aydın
|
| Ben olsaydım sonun değilde yeni sezonda hepsinin ünlü olduktan sonra başına gelen belalı bir hayran yaratıp cemrenin ve emrenin onla uğraşırken annelerinin menejer olduğunu gösterirdim daha sonra ayrılıklar aşklar tutkular oluşturur her zamanki gibi sonunda aşkın kazandığını izletirdim bu aradada hepsi gurubunda 5 yıl sonraya alırdım cemre&emre yasemin&korkut eren&barış gülçin&mert i evlendirir çocuklarının da aynı yetenekle olup onlarında gençliğini hepsi gurubunun aynısı yapıp eski hepsi gurubunu yeniden doğuşunu gösterirdim aralarında da 1 tane gıcık bir kardeş yapıp magazinlerde hepsiyi kötülediğini ama hepsi gurubu herşeye rağmen o gıcık kardeşle uğraşmasını sevdiğini gösterirdim. |
|
|
|
|
| desperayza |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 14, 2008 13:14 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Yeni Üye

Mesajlar: 15
Nerden: Afyon
|
Ben olsaydım diziyi hiç bitirmezdim  |
|
|
|
|
| hepsicemrebuse |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 14, 2008 18:38 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 4302
Nerden: İzmir
|
kemalvecemre diziye resmen final yazmışsın yaov  |
|
|
|
|
| devrem |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 14, 2008 23:08 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Görevli

Mesajlar: 2980
|
Bölüm:12 / Hepsi Bir + İki
Yoksa bu hayatta yaşamak bu kadar zor mu?
Hepsi'nin(Kızların) evlerinin kapısının önüne gelen zarfları koyan Korkut'ûn bu haltı Mehmet ve Serdar tarafından çabukça anlaşılmıştı... Serdar ve Mehmet Korkut'tan tek birşey isteyecekti... Birden Korkut lafa atladı.. Peki bunu neden yaptığımıda anladınız mı siz zeki yaratıklar..? Serdar sinirle; aptal herif biz senin dün ne yemek yediğini biliriz... O yüzden bize neden yaptığından falan bahsetme... Mehmet bir dakika diyerek Korkut'tan isteyeceği şeyi söylemeye başladı... Serdar o sırada ellerini kavuşturup kütletiyordu... Mehmet başladı söylemeye... "Korkut biliyorsun ki bizim her söylediğimiz veya yapmak istediğimiz şeye atlıyorsun ve hep aksini savunuyorsun v e karşı çıkıyorsun... İstersen birlik olabiliriz. Her neyse bizim bir operasyonumuz olacak ve bu opresyonda sanada görev şansı verdik.. Açıkcası Serdar önerdi seni bana... Ne yaparsak neler olacak? Nelere katlanacağız bunları göreceğiz.. Aydın Doğran'ın neler yapabileceğini düşündüm... Ve bazı konularda seni görevlendirme ihtiyacı duyduk... Korkut, göz bebekleri büyümüş, sinirden kulağı kızarmış bir şekilde; "Ne diyorsun lan sen bana emir mi veriyorsun" diye söze girdi... Serdar gözlerini kıstı, hafif bir sesle; "Sus artist.. Mehmet devam et sen.." Sağol kardeş dedi Mehmet... Yanlış anlama bu yararlı bir iş.. Bu görevin detaylarını sana Serdar ayrıntılarıyla verecek... Şimdi git... Korkut içinden; "Lan yakında beni sizde tanıyacaksınız" dedi...
*****
Bu arada tüm apartman adeta susuz kalmıştı.. Dahada önemlisi evleri su basmıştı... Zil çaldı gelen Serdardı yanında Emre vardı... Emre sizi yanlış anladı.. Bileti yırtma sebebi ise bu yanlış anlaşılmadan dolayı; Cemre neymiş bu dedi... Serdar söze girdi "Cemre en hoşlanmadığım şey bana soru sorulmasıdır.. "O sırada Korkut gene mi sen diyerek Serdar'a baktı... Evet ben.. . . Vee şimdi sizi götürmeye geldim. Haydi hazırlanın gidiyoruz... Serdar cebinden çıkardığı gözlüğü taktı ve gözüne taktı... Kızlar Serdar'ı ilk kez böyle görmüştü... Ben aşağı iniyorum sizi bekliyor olacağım orada... Kızlar aşağı indiler ve arabaya bindiler... . Araba ile bir süre yol aldılar... Vardıkları yer adeta ormana benzeyen ıssız bir yerdi.. Arabadan indikten sonra Serdar; Geldik diyerek oradaki bir ağacın görünmeyen kapısını açtı... Mehmet içerideydi... Herkes içeri girdiğinde o ağacın kapısı Serdar tarafından kapatıldı... Herkes şaşkınlık içerisindeydi... Mehmet hoşgeldiniz dedi ve buraya neden geldiğimizi açıklayacağım ama önce Barış'ı da çağırmalısınız.. Eren aradı Barış'ı ve tarif etti yolu... Barış geldiğinde ağacın kapısı açıldı ve içeri alındı... Mehmet şimdi başlayalım konuşmamıza dedi... "Size artık daha dikkat etmenizi söylemiştim Aydın Vuran konusunda... Bakın burada kimler var... Kızı ve oğlu burada yanımdalar. Davadan vazgeçmesine karşılık onları rehin aldık.... Ama onları yani kötü anlamda rehin almak değil de bir süre misafir etmek istedik... Onlarda babalarının bu durumundan haberdar ve bizle yani bizim yanımızda yer aldılar... Şimdi Aydın Vuran'a verdiğimiz süre son buldu.. Gözünüzün önünde arayacağım... " Tuşalara bastı ve sekreteri açtı telefonu kimsiniz dedi sekreter... Mehmet demen yeterlidir dedi.. Sekreter hemen bağladı Aydın Vuran'ı... Aydın Vuran hemen söze başladı; tamam bugün takası yapalım dedi.. Ben onlarsız birşey yapamam... Kapandı telefon.. Şimdi ben ve Serdar gidiyoruz... Emre ve Mert kızlar size emanet. Bir süre burada gizlenin siz. Şu işi halledip gelelim...
*****
Buluşma saati gelmişti... Serdar Mehmet'e dönerek; "Burnuma pis kokular geliyor.." dedikten sonra; Mehmet başını hafifçe sağa yatırıp; "Kızı ve oğlu yanımızda birşey olmaz korkma... Ama bu adam zeki adamdır... Dikkatli olmalıyız.." Yaklaşık 5 dakika sonra; bir araba yaklaştı... İçinden Aydın Vuran ve iki adamı indi.. Aydın Vuran yaklaştı, yaklaştı... "Alın bu dava dilekçem.. Yani bu davadan vazgeçtiğimin bir nevi kanıtı.."Mehmet; "Tamam kızın ve oğlunu bizde söz verdiğimiz gibi size veriyoruz.... " dediğinde; Aydın Vuran'ın gözlerinden intikam ve nefret akıyordu adeta.. "Mehmet şunu kabul etmeliyim ki en az benim kadar zekisin.. Ama buraya kadarmış." Aydın Vuran'ın adamlarından biri eliyle bir hareket yapması sonucu...Ordan buradan, her yerden siyah kuşanımlı ilginç adamlar çıktı.. Hepsinin elinde silah vardı... Aydın Vuran pişkince gülüyordu.. Serdar o sırada Mehmet'e,, Mehmet Serdar'a gülerek bakıyordu... Aslında bekledikleri gibi bir durumdu bu... . . ..
*****
Evet şimdi ne olacaktı?? Serdar ve Mehmet silahla öldürülecekmiydi... Yoksa onların da bir planı varmıydı... Zeki adamların satranç oyununda şimdilik Aydın Vuran şah dedi ama mat yapabilecek mi?? Mehmet ve Serdar bu şaha nasıl bir hamle yapacaklardı...?? Yoksa bu hayatta yaşamak bu kadar zor mu?
NOT: Hele bakın hele bakın bakın...  |
En son devrem tarafından Çarşamba, Temmuz 23, 2008 13:03 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|
|
|
| ilkaycemre21 |
Tarih: Pazartesi, Temmuz 14, 2008 23:25 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Kıdemli Üye

Mesajlar: 1554
Nerden: Ankara
|
Serdarr koptummm
Devamını merakla bekliyoruz
Bu arada pusudan ada çıktı garip bir hal alamaya başladııı  |
|
|
|
|
| erenfanclub |
Tarih: Salı, Temmuz 15, 2008 09:30 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Üye

Mesajlar: 274
Nerden: Kütahya
|
| ben hepsini evlendirip bitirirdim ve albümlerinin kliplerinde falan erkekleri de oynatırdım.. |
|
|
|
|
| hepsicemrebuse |
Tarih: Salı, Temmuz 15, 2008 18:35 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 4302
Nerden: İzmir
|
Serdar'ı iyice kaybettik  |
|
|
|
|
| mayko |
Tarih: Salı, Temmuz 15, 2008 21:10 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 1716
Nerden: Bursa
|
Arkadaşlar kesin olmamakla birlikte sanırım Özgür bir süre bizimle olamayacak. Eğer kesinleşirse onun yerine sırada ki bölümü ben yazacağım ve bu bölüm Final bölümü olacak arkadaşlar Yani Final'den kastım Hepsi Bir+İki Pusu'nun finali olacak. Son bölüm özellikle Pusu olacak ama ne pusu. Çatışma yok ama CIA, MOSSAD, MIT gibi bir sürü gizli servis bir bölümlüğüne çok kısa bir yerde ama kilit bir şekilde senaryoya dahil oluyor. Kısacası son bölüm tam bir aksiyon bölümü olacak ancak bundan sonra aksiyonun dozajını düşürüp yalnızca Hepsi Bir+İki olarak devam edeceğiz  |
|
|
|
|
| ilkaycemre21 |
Tarih: Salı, Temmuz 15, 2008 21:50 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Kıdemli Üye

Mesajlar: 1554
Nerden: Ankara
|
Mehmet daha iyi olur valla  |
|
|
|
|
| hepsisenacemre |
Tarih: Çarşamba, Temmuz 16, 2008 00:01 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Dengesiz Üye(Banlı)

Mesajlar: 1437
Nerden: İstanbul
|
İyice koptuuz hee şaşırıtıyorsunuz artık...  |
|
|
|
|
| erenfanclub |
Tarih: Çarşamba, Temmuz 16, 2008 13:59 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Üye

Mesajlar: 274
Nerden: Kütahya
|
bencede ama dizi devam ediyor değil mi?  |
|
|
|
|
| hepsicemrebuse |
Tarih: Çarşamba, Temmuz 16, 2008 18:54 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 4302
Nerden: İzmir
|
Evet  |
|
|
|
|
| mayko |
Tarih: Perşembe, Temmuz 17, 2008 16:35 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 1716
Nerden: Bursa
|
Bölüm:13 / Hepsi Bir + İki
Pusu Final...
Limanda ki buluşmada herşey Mehmet ve Serdar’ın beklediği şekilde ilerliyordu. Aydın Vuran yanında silahlı adamlar getirmiş aklı sıra Mehmet ve Serdar’ı çocuklarını teslim aldıktan sonra öldürecekti. Yaklaşık bir düzine adam silahlarını Mehmet ve Serdar’a doğrultmuş “Ateş” emrini bekliyorlardı. Mehmet ve Serdar ise hala sırıtmaya devam ediyorlardı. Tam o sırada uzaktan siren sesleri duyulmaya başladı. Sesler giderek yaklaşıyordu. Vuran korkuyla “Polise mi haber verdiniz?” diye sorduğunda Mehmet ve Serdar’ın sırıtmaları kahkahaya dönüştü. “Daha da güzeli” dedi Mehmet kendine zar zor hakim olarak “Ne kadar gizli servis varsa hepsine haber verdik… MIT FBI CIA KGB MOSSAD…” dedi. Serdar gülmekten yere yatmak üzereydi. Mehmet kendini tutmaya çalışarak bir yandan da eliyle hesap yaparak “MIT’in üst düzey yetkilileri senin ne mal olduğunu biliyorlar onlar senin peşinde. Rusların KGB’si ve CIA adamın Ryder’ın peşinde FBI senin çift taraflı ajan olduğu düşünüyor. İsrailin MOSSAD’ına da senin İran’a Nükleer Füze kaçıran bir ajan olduğunu fitneledik. Kaçarın yok” dedi. Aydın Vuran köşeye sıkışmıştı. Mehmet ve Serdar’ı oracıkta öldürseler bile herşeyi daha beter etmekten başka bir işe yaramazdı bu. 4 Ülkeden 5 Gizli Servis’in adamları birazdan burada olacaktı. Karadan kaçmalarına imkan yoktu. Tek yol geldikleri gibi gemiyle geri dönmekti. Mehmet ve Serdar’ı rehin alarak gemiye bindirdiler. Adamlardan sadece 2 tanesini yanına almıştı Aydın Vuran. Gemi harekete geçerken kalan adamlarda silahlarını suya atarak sağa sola dağıldılar. Aydın Vuran adamlarını Mehmet ve Serdar’ın yanında bırakarak geminin güvertesine çıktı. Kaptana gidecekleri rotayı bildirmek için dümenin yanına gitti. Kaptanın sırtına dokunduğunda arkasını dönen kişi Korkut’tan başka biri değildi. Tek sağlam bir yumrukla Aydın Vuran’ı devirdi. Tüm bunlar yaşanırken Serdar ve Mehmet’te başlarında ellerinde silahla duran adamları haklayıp denize atmışlardı. Serdar bu sırada Mehmet’e “Senin o kalın tuğla gibi hukuk kitaplarından taşımak lazım aslında terslenen olursa kafasına atarız. ” demişti. Korkut baygın halde ki Aydın Vuran’ı sürükleye sürükleye güverteye çıkardı. Serdar güverteden aşağıya sallandırdığı sırada Vuran ayıldı. Mehmet eğilip “Nasıl rahat mısın orada?” dedi. Sonra gülerek “Hayır rahatsan bizce bir sorun yok. Bu şekilde Cebelitarık’a kadar gideriz. E artık orada da seni denize dökeriz.” dedi. Vuran akla hayale gelmedik küfürler savuruyordu. Mehmet bunları duymuyor bir kağıda bir şeyler yazıyordu. Yazmayı bitirdiğinde Serdar Vuran’ı tekrar güverteye çekti. Mehmet kağıdı Vuran’ın önüne sürdü. “İmzala” dedi. Vuran kağıdı okuduğunda ölmek ile kağıdı imzalamak arasında epey bir tereddüt etti. Zira kağıt bir polis ifadesiydi. Aydın Vuran’ın bu güne kadar yaptığı bütün illegal işleri itiraf eden bir itirafnameydi. Bu kağıt Mehmet ve Serdar’ın hayat güvencesi olacaktı. Vuran sonunda durumu kabul edip kağıdı imzalamak zorunda kaldı. Bu sırada asıl kaptan dümene geçmiş ve tekrar limanın yolunu tutmuştu. Aydın Vuran’ı salmadan önce “Ayrıca” dedi Mehmet “Yarın ki gazete 1. sayfada manşette büyük puntolarla….”
*****
O geceyi kızlar zor geçirdiler. Vuran’ın kızı sık sık Emre’ye asılıyor sonra da Cemre’den bacağına okkalı bir tekme yiyordu. Görünüşte büyük bir çam ağacı olan evde doğru düzgün bir yemek yoktu. Bütün gün cips ve bisküvi kemirmişlerdi. Zavallı yemeklerine bakıp iç çeken Mert “En azından kuru” diye düşündü. Ağaç evde bir tek Korkut yoktu. Yasemin Korkut’un nerede olduğu merak ediyordu. Ormanın içinde telefon çekmiyor Korkut’tan en ufak bir haber gelmiyordu. Serdar giderken Korkut’un kendisiyle olacağını söylemesi onu daha da korkutuyordu. Neyse ki sabah 7-8 gibi kızların tam zar zor uyumayı başardıkları saatte kapıyı bir tekmeyle açtı. Elinde aynı gazeteden 5-6 tane vardı. Her birini birilerine fırlattı. Eren yüzüne çarpan gazeteyi aldı. Görmeleri gereken yazıyı bulabilmeleri için aramaya gerek yoktu. 1. sayfada manşette, logonun hemen altında büyük punto harflerle “Özür ve Düzeltme” yazıyordu. Bu manşetin hemen altında kendilerinin büyük bir resimleri vardı. Resmin altında üç sütun halinde yazının devamında şunlar yazıyordu. “Özür ve Düzeltme. Gazetemizin 18 Haziran 2008 tarihli sayısında 8. sayfada yazarımız Sami Rehber’in köşesinde “Bu ayıp Hepsi’nin” başlığıyla Grup Hepsi adlı müzik grubunun bir konserlerinde sakat
bir çocuğa kötü davranmalarıyla ilgili haber tamamen gerçek dışıdır. Yayın kuruluşumuz olarak Grup Hepsi üyelerinden, avukatlarından, yakınlarından ve tüm sevenlerinden özür diliyoruz. Müzik Grubunun avukatlarının girişimleriyle hata farkedilmiş, bu hata düzeltilmiş ve bu hataya neden olan sorumlulara gereken cezaların verilmesiyle yayın kuruluşumuz ile Grup Hepsi üyeleri ve müşteki vekilleri arasında anlaşmazlık çözülmüştür. Kamuoyunun bilgisine arz olunur.” Herkesin yüzünde mutlu bir gülümseme vardı. Kimse konuşmuyor ama herkes birbirinin düşüncelerini okuyor gibiydi. Herkes aynı şeyi düşünüyordu “Herşey bitti” Mert elinde ki gazeteyi fırlatarak “Bu da kapak olsun” dedi. Kimse artık daha fazla konuşmak istemiyordu bu konu üzerine. Ağaç evin o sıkışık dar ve eski virane yapısı bir anda herkese daha romantik görünmeye başlamıştı. Yasemin Korkut’a “Neredeydin” diye sorduğunda Korkut önce konuşmak istemedi ama Yasemin’in ısrarlarına dayanamayıp bir bir herşeyi anlattı. Yasemin “Neden seni seçmişler sordun mu?” dediğinde Korkut berbat bir yüzle “Sordum” dedi. “Belki arada karambole gider ölürsün diye saldık seni ortalığa ama kısmet değilmiş başka sefere artık dedi Serdar” diye anlattı. Tabii ki Mehmet’in ve Serdar’ın Korkut’u seçme nedenleri çok daha farklıydı. Yasemin’in gözleri nefretle parladı “Artık herşey bittiğine göre onlarla görüşmeyeceğiz değil mi?” dedi. “Hayatımızdan tamamen çıkacaklar.” Korkut cevap vermeye fırsat bulamadan aşağıdan muazzam bir gürültü patladı. Korkut duvara dayalı tahta merdivenden aşağıya baktığında herkesin kafasına göre eğlendiğini gördü. Mehmet ve Serdar gelmiş. Üstelik epey bir kutlama malzemesi getirmişti. Serdar patlattığı bir şişe şarabı kafasına dikmekle meşguldü. Bir elinde Aydın Vuran’a imzalattıkları kağıt vardı. Kağıda bakıp “Bunu çerçeveletsek mi?” diye sordu. Mehmet “Tut” diyerek Korkut’a bir şişe viski fırlattı. Korkut viskiyi yakalayıp yanına koydu. Tam o sırada koca bir çerez paketi suratında patladı. Serdar “Çerez yerine şu büyük şarap şişesini fırlatsaydın keşke” diye yakındı Mehmet’e. Korkut’un suratında patlayan şeyin büyük bir şişe değilde çerez paketi olduğuna gerçekten üzülmüş görünüyordu. İşin ilginç yanı Mehmet’te en az Serdar kadar pişman görünüyordu. Cemre Emre’nin tekrar aldığı uçak biletine hayran hayran bakıyor “Ne zaman gidiyoruz” diye Emre’yi soru yağmuruna tutuyordu. Eren ve Barış birbirlerinin kadehlerinden şarap içiyorlar Gülçin ve Mert’se öylesine kitlenmiş birbirlerine bakıyorlardı… Tam o sırada kapı yumruklanmaya başladı. Gelen kimdi. Bu evin varlığından başka kim haberdardı?.. Herkes Mehmet’e bakıyordu. Mehmet ve Serdar’sa belki de ilk kez endişeyle birbirlerine… |
|
|
|
|
|
|