| Yazar |
Mesaj |
< Hepsi Bir Dizisi ~ Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
| CeMReReN34 |
Tarih: Çarşamba, Haziran 4, 2008 20:33 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Dengesiz Üye(Banlı)

Mesajlar: 213
Nerden: İstanbul
|
Buse'nin istediği şöyledir Cemre ve Emre evlensin çok güzel bir evleri olsun hergünleri mutlu ve kavgasız geçsin dünyalar Buse'nin olur
Bir dost...  |
|
|
|
|
| hepsicemrebuse |
Tarih: Çarşamba, Haziran 4, 2008 20:35 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 4573
Nerden: İzmir
|
Mehmet girerse devreye döktürür kesin  |
|
|
|
|
| gitaristm |
Tarih: Çarşamba, Haziran 4, 2008 20:45 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Kıdemli Üye

Mesajlar: 441
Nerden: İstanbul
|
Valla bende merakla bekliyorum  |
|
|
|
|
| mayko |
Tarih: Çarşamba, Haziran 4, 2008 21:52 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 1794
Nerden: Bursa
|
Şimdi Serdar çok ciddi yazmış istek üzerine bende devam ettireyim diyorum. Ve lakin Serdar'ın senarist ciddiyetini bozmak istemiyorum bende o yoldan devam edeceğim.
Bölüm:2 / Hepsi Bir + İki
Ciddi Bölüm
Sabah kapı çalınır. Gülçin uykulu uykulu kapıyı açmaya gider. Karşısında yüzü mahkeme duvarına dönmüş Barış'ı görür. Barış'ın elinde bir gazete vardır ve sinirden gazeteyi sıkmaktan paramparça etmiştir. Gazeteyi Gülçin'in eline tutuşturup içeri girer. Gülçin hala tam olarak açamadığı gözleriyle gazeteyi taramaya başlar. Manşet'in altında ki sol sütunda ufak bir yazı görür "Bu Ayıp Hepsi'nin" diye. Yazının bulunduğu 8. sayfayı açar. Gereksiz bir köşe yazarının köşesinde yazdığı saçma sapan bir hikayedir bu. Güya hasta bir çocuk Hepsi'yi görmek istemiştir. Menejerleri Hepsi'yle tanıştıracağına söz vermiştir. Ancak konsere geldiğinde kızlar çocuğu kabul etmemişlerdir. Gülçin için sabah sabah adeta bir şok olmuştur bu. Hemen diğer kızlara da yazıyı gösterir. Basın Danışmanlarını ve Menejerlerini ararlar. Hiç birinin böyle bir olaydan haberi dahi yoktur. Kızlar Basın Danışmanları'nı bir basın toplantısı yapmak ve iddiayı reddetmek için baskı yaparlar ama Basın Danışmanları bunun durumu kötüleştireceğini söyleyerek olayların üstüne gidilmemesinin daha iyi olacağını söylemektedir. Ancak kızlar işin peşini bırakmamaya kararlıdırlar. Çocuklar onların en büyük hayran kitlesini oluşturmaktadır ve bu tür haberler çocuk hayranlarını olumsuz yönde etkileyecektir. İşe yasal yollarla devam etmeye karar verirler. Mert'in tanıdığı bir avukat arkadaşı vardır. Mert telefonla arkadaşını arar. Telefonda ki ses hemen gelebileceklerini söyler. Arabaya atlayıp İstanbul Adliyesi'ne giderler. Adliye binasının karşısında büyük bir avukatlık şirketi vardır. Bu büyük plaza gibi yapıya girerler. Girişte bir sekreter vardır. Mert avukat arkadaşının adını verir. Sekreter önce içeri almak istemez ancak telefonla avukat ile konuştuğunda onları içeri almak zorunda kalır. Kızlar asansörle plazanın en üst katına çıkarlar. En üst kat tamamen camdan yapılmış büyük bir odadan oluşmaktadır. Büyük kapıyı Mert çalar ve açar. Avukat arkadaşı onları karşısında ki koltuğa oturtur ve hepsine içecek bir şeyler söyler. Bu avukatın o şirketin en yüksek dereceli avukatı olduğu odasından belliydi. Tüm İstanbul'u tepeden gören camdan bir oda'nın içinde büyükçe bir masanın üzerinde ki altın kaplama Av. Mehmet Cangül yazısına bir an için Yasemin'in gözü takılmıştı. Beyaz gömleğinin üzerinde ki siyah kravatına gümüş bir kravat iğnesi takılmıştı. Kravat iğnesinin üzerinde Avukatlık şirketinin logosu vardı. Anlaşılan bu adam sadece bir avukat değil şirketinde sahibiydi. Yasemin'e göre biraz burnu havada birine benziyordu. Kızlar içeri girdiğinde sadece onlarla tokalaşmış en ufak bir heyecan belirtisi göstermemişti. Mert durumu açıklayıp gazeteyi gösterdiğin de Mehmet'in yüzü asılmıştı. Kızlara dönerek "Kabul etmeleyim ki iyi bir hedef seçmişsiniz. Bu gazetenin sahibini tanıyor musunuz? Vuran Holding'in sahibi Aydın Vuran. Kendisi Türkiye'nin en büyük iş adamlarından biridir. Onlarca medya kuruluşu elinde bulundurur. Fazla mütevazilik kibirden bilinir. Ben bu ülkenin sayılı avukatlarından biriyim. Ama Aydın Vuran benim gibi onlarca avukatı elinde tutmaktadır. İşimiz gerçekten zor. Ben böyle bir davayı prestij açısından kabul etmek istemem. Ancak Mert'e olan borcumu da çok iyi biliyorum. Ben bu davayı kabul........"
Bakalım Mehmet davayı kabul edecek mi etmeyecek mi? |
|
|
|
|
| GulciNz |
Tarih: Çarşamba, Haziran 4, 2008 22:10 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 3363
Nerden: Aydın
|
Kabul edecek mi, etmeyecek mi?
Helal olsun Mehmet. |
|
|
|
|
| HrbyCrazy |
Tarih: Çarşamba, Haziran 4, 2008 22:40 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Üye

Mesajlar: 254
Nerden: Yurt Dışı
|
ee ne oluyor mehmet? ediyormu? etsin ama.. |
|
|
|
|
| devrem |
Tarih: Çarşamba, Haziran 4, 2008 23:34 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Görevli

Mesajlar: 3032
|
Bölüm:3 / Hepsi Bir + İki
"Hayatta kolay elde edilen hiçbir şey değerli değildir !!"
Ben bu ülkenin sayılı avukatlarından biriyim. Ama Aydın Vuran benim gibi onlarca avukatı elinde tutmaktadır. İşimiz gerçekten zor. Ben böyle bir davayı pretij açısından kabul etmek istemem. Ancak Mert'e olan borcumu da çok iyi biliyorum. Ben bu davayı kabul etmek zorunda hissediyorum kendimi ama her türlü sonuca hazırlıklı olmalıyız!" der. Kızlar; Avukat Mehmet'in Mert'e olan borcumu derken neyi kastettiğini anlamamış fakat çok da önemsememişlerdir.. Mert ise bu konuşmada telaşlanmış ve konuşmanın biran önce geçmesini istemiştir.. Sonunda beklenen değişimi Yasemin yapmıştır. Yasemin, Avukat Mehmet'e; "Sizin başarılarınızı duyduk Mert zaten sizi çok övdü... Size güveniyoruz bu konuda çünkü haketmediğimiz şeyler yaşayacağız.. Ama hala kabul edip etmediğinizi anlamadık" der. Mehmet kısık gözlerle şöyle bakar ve der ki; "Hayatta kolay elde edilen hiçbir şey değerli değildir !!" Herkes birbirine bakarak cevabı anlamaya çalışır ama kimse anlayamaz...
Mert ve kızlar akşam evlerinde oturmuş bu konuyu konuşur. Çocuklar da gelmiştir.. Aslında dikkatle bakıldığında Mert'in bu konuda tedirgin olduğu gözlemlenebilir... Niçin Mert bu kadar tedirgindi? Ne olmuştuda Avukat Mehmet'in o sözünden sonra değişmişti davranışları..? Mert evin içinde olan sessizliği bozarak; "Ajanlar ben evime gidiyorum siz düşünün bulun." Artık kızlar ve çocuklar iyice Mert'ten şüphelenmeye başlamışlardır. Gülçin ise tam tersi Mert'i savunmak istemekte ve onun neden böyle yaptığını söylemek istemekte fakat her söyleyeceği şey Mert'in başını yakabileceği gibi onu çok zor durumda bırakacağını düşünür. Her söylemek istediği cümle boğazında düğümlenir ve söylemek istediği cümleyi her defasında yutkunarak söylemez. Gülçin de bazı şeyler bilmektedir. Bu sır Mert ve Gülçin arasında ve Mert ile Avukat Mehmet arasında kalmıştır.. Neyse ki Barış da uzun bir süreden sonra sessizliğini bozmadan, Korkut'a dönerek;"Bu işi biz halletmeliyiz Korkut." Korkut'un cevabı ise şudur. "Zaten şu Mehmet'ten hiç hoşlanmadım sabahtan beri kızlar onu övüp duruyor ve bu işi biz halletmeliyiz" der.
Sabah erken kalkan kızlar soluğu okulda alırlar. Ve bursun kimin kazandığı merakla beklenir. Herkeste endişe hakimdir. Ve meraklar beklenen sonucu Erol Hoca açıklar. Bursu kazanan Modern dans bölümünden Erendir... Herkes çok şaşırır en çokda Bayan Berbatov şaşırmış ve adeta hırsından küplere binmiştir. Kızlar her ne kadar sevinsede Eren'in aralarından ayrılacak olmasına üzülmüşlerdir. Barış sessizce okulun bahçesinde bir masada oturmuş ve nerdeyse ağlamaklı şekildedir. Aniden ayağa kalkıp; okuldan çıkar... Barış nereye gitmişti.?
Cemre dayanamayıp sorar; "Bizi bırakıp gidecek misin Eren?" Eren ise sadece bu soruya gülümsemiş ve boşluğa bakakalmıştır.. Bu arada Emre ortalıklarda yoktur. Emre en son Cemre ile 1 hafta önce yemek yemiştir. Cemre Emre'yi aslında merak etmekte ama kimseye söyleyememektedir...
Zor birkaç günün ardından kızlar, Mert ve Korkut Avukat Mehmet'in bulunduğu ofisine gelmişlerdir... Sekreter beklemelerini söylemiştir. Kısa bir sürenin ardından Avukat Mehmet yanında birisiyle gelmiştir.. O meşhur bakışıyla (yani gözlerini kısarak;) "Hoşgeldiniz!" der... Daha sonra;"Hemen konuya geçelim isterseniz. Sizi çok sevdiğim arkadaşım Serdar ile tanıştırmak istiyorum... Bu işte bize fazlasıyla yardımı dokunacak... Serdar, Mehmet'e dönerek; "Mehmet'im senin bulunduğun her yerde varım ve size her konuda yardımım dokunacaktır buna eminim."
Kızlar bu kişinin kim olduğunu tam olarak kavrayamamışlardır... Çok endişelilerdir. Ve Gülçin'in "Sizin mesleğiniz ne?" demesi üzerine Serdar'ın kaşları çatılmış ve...... |
En son devrem tarafından Çarşamba, Temmuz 23, 2008 11:56 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi |
|
|
|
| ilkaycemre21 |
Tarih: Perşembe, Haziran 5, 2008 10:14 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Kıdemli Üye

Mesajlar: 1599
Nerden: Ankara
|
|
|
|
| hepsicemrebuse |
Tarih: Perşembe, Haziran 5, 2008 10:30 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 4573
Nerden: İzmir
|
Vaaayyy çok güzel olmuş ikinizinki de..
Mehmet'in nereden esinlendiğini biliyorum sanırım
Serdar sen de Emre'nin kaybolduğunu söylemişsin sonra da bir anda çıkarıvermişsin canımı...
İnsan bir sonuca bağlar  |
|
|
|
|
| berkanyoshy |
Tarih: Perşembe, Haziran 5, 2008 11:59 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 1985
Nerden: İstanbul
|
Çok merak ettim şimdi  |
|
|
|
|
| devrem |
Tarih: Perşembe, Haziran 5, 2008 13:19 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Görevli

Mesajlar: 3032
|
Orada bir hata oldu ama hemen düzeltiyorum... Emre'de kayıptır artık..  |
|
|
|
|
| gitaristm |
Tarih: Perşembe, Haziran 5, 2008 14:13 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Kıdemli Üye

Mesajlar: 441
Nerden: İstanbul
|
Hadi ama devam Hadi Mehmet sıra sende Gerçekten de okurken diziyi izliyor gibi oluyorum  |
|
|
|
|
| hepsicemrebuse |
Tarih: Perşembe, Haziran 5, 2008 14:14 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 4573
Nerden: İzmir
|
Ama oldu mu Serdar şimdi bu senin yaptığın yaa  |
|
|
|
|
| CeMReReN34 |
Tarih: Perşembe, Haziran 5, 2008 16:29 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Dengesiz Üye(Banlı)

Mesajlar: 213
Nerden: İstanbul
|
Olmadı... Sıra Mehmet abide |
|
|
|
|
| mayko |
Tarih: Perşembe, Haziran 5, 2008 17:12 - Mesaj konusu: Cevap: Yönetmen olduğunuzu düşünün sonunu nasıl bitirirdiniz ? |
|
|
Takımdan

Mesajlar: 1794
Nerden: Bursa
|
Bölüm:4 / Hepsi Bir + İki
Rüzgar Üşüyene Soğuk Gelir
Kızlar bu kişinin kim olduğunu tam olarak kavrayamamışlardır... Çok endişelilerdir. Ve Gülçin'in "Sizin mesleğiniz ne?" demesi üzerine Serdar'ın kaşları çatılmış ve “Eğer mesleğimi her sorana söyleseydim, şu anda yaşıyor olmazdım.” demiştir. Kızlar Serdar’dan işkillenmişlerdi masum birine benzemiyordu. İşin garip tarafı Mert’te Serdar’ı daha önce hiç görmediğini söylüyordu. Mehmet kızları Mert’i Korkut’u ve Serdar’ı peşine takarak ofisine çıkardı. Korkut içeri girdiğinde etrafı incelemeye başladı. Mehmet’ten en başından beri hoşlanmamıştı. Serdar’da pek tekin birine benzemiyordur. Mehmet herkesin Serdar’a attığı meraklı bakışlara daha fazla dayanamaz ve açıklama ihtiyacı duyar. “Serdar’la ben aynı sektörde sayılırız. O da hukukçu. Onun da işi adalet. Fakat işlerini biraz daha gizlilikle yürütür ve yöntemlerinin içinde yasaların pek hoş karşılamayacağı bir takım şeyler de vardır. Şimdilik sadece bu kadarını söyleyebilirim.” der. Korkut imalı imalı “Mafya mı yani?” diye sordu. Serdar’ın bıkkın bakışları bir anda canlanır Korkut’a alevli gözlerle bakar “Sen hayatında hiç tek kişilik mafya gördün mü?.. Korkut..” Korkut bir an afallar “İsmimi nereden biliyorsun?” diye sordu. “Ben birçok isim bilirim. Annenin adı Zeynep mesela, kuzenin Arif ve Pınar ayrıca başka şeyler de bilirim, örneğin yükseklik korkun vardır. Telefonları hep “Efendim” diye açarsın, ya da kullandığın jole markası Fonex’tir… İstersen sana senin hakkında daha da fazla bilgi verebilirim.” Korkut’un yüzü kireç gibi olmuştur. Serdar gizli ajan ya da ona benzer bir şeydi. Ama bu Mert’in kullandığı “Ajan” kelimesine benzemiyordur hiç. “İnsanların özel alanlarına girip onları tedirgin etmekten rahatsızlık duymuyor musun?” Serdar başını öne eğer kendi kendine gülmeye başlar sonra tekrar başını kaldırır Korkut’a bakar ve “Rüzgar, üşüyene soğuk gelir.” der. Oda da buz gibi bir hava vardır. Serdar’la Korkut birbirlerine aleni bir şekilde düşmanca bakışlar atıyorlardır. Mehmet konuyu değiştirmek için önüne siyah bir dosya çeker. Kızlara dönerek “Dosyayı inceledim.” der. “Şahitlerimiz ve kanıtlarımız var. Zor bir dava. Ben savcılığa gerekli yazıyı göndermeden önce sizinle konuşmak istedim. Bu davayı açmakla Aydın Vuran’ı tamamen karşınıza alacağınızın farkındasınızdır herhalde.” Yasemin “Ne yapabilir ki en fazla?” der. Mehmet cevap vermeden önce Serdar “Sizin tahmin edebileceğinizden çok daha fazlasını...”der. Mehmet başıyla onaylayarak “Evet, en basitinden bu davanın açılmasıyla birlikte Vuran Holding’e ait birçok basın yayın organı tarafından topa tutulacaksınız. Üzerinizde ağır bir medya baskısı olacaktır. Buna hazır mısınız?” diye sorar. Kızlar aralarında konuşurlar ve son durumu çocuklarla da tartışmak için Mehmet’in 1 gün beklemesini isterler. Bu sırada Mehmet’in telefonu çalar açar sadece dinler ve tekrar kapar. “Bekleyeceğim. Şimdi özel bir misafirim var biraz erken gelmiş onu kabul etmem gerekiyor.” der. Kızlar Mehmet’in bu küstah tavrından ve kibarca kovmasından oldukça rahatsız olurlar. Tam çıkarlarken Mehmet arkalarından seslenir. Onları tutar ve ofisin camdan duvarına yaklaştırır. Korkut dışında herkes aşağıya bakar. Mehmet “Aşağı da ki insanları görüyor musunuz? Hepsi özgür görünüyor. Aslında hiçbiri birilerinin tuttuğu ipin ucunda dans eden aptal kuklalardan başka bir şey değil. Ya ipin ucunda dans eden kukla olacaksınız ya da ipi tutan el. Bu dava o ele karşı açacağımız bir dava olacak.” der. Kızlar bu konuşmadan pek bir şey anlamış gibi görünmezler. Sadece Korkut “Sen hangisisin kukla mı el mi?” diye sorar. Mehmet “Hiçbiri. Ben kuklalarla el arasında ki ipim... |
|
|
|
|
|
|