Gruphepsi.Org Panolar Fan kulüp Forum Ana Sayfası

Grup Hepsi Fan Sitesi - Fan kulüp - Panoları

Hepsi Haberleri, şarkı sözleri, cemre kemer, eren bakıcı, gülçin ergül, yasemin yürük ve hepsi bir 1 dizisi forumları




Yazar Mesaj
<  

Hepsi Bir Dizisi ~ Hepsi Bir + İki

cemreandhazal
Küçük gönderi resmiTarih: Pazartesi, Eylül 15, 2008 18:43 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 2514 Nerden: Ankara
Mehmet senin dediğin gibi satır aralarını okumayı bilen yani yazdıklarınızı tamı tamına okuyan kaç kişi olursa devam edeceksiniz? Rolling Eyes

mayko
Küçük gönderi resmiTarih: Pazartesi, Eylül 15, 2008 19:55 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1794 Nerden: Bursa
Okumayı bilen, yazdıklarımızı irdeleyen bir kişi bile olması durumunda, o bir kişiyi aydınlatabilmek için yazmaya devam edeceğiz. Hiç kimseden taktir teşekkür beklemiyoruz tek derdimiz gençliğimizin üyelerimizin okuyucularımızın bilgilenmesi, aydınlanması... Her konuda... Wink

nazrinhepsi
Küçük gönderi resmiTarih: Pazartesi, Eylül 15, 2008 20:06 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 1184 Nerden: Yurt Dışı
teşekkürler mayko Wink
başarılarınızın devamını dileriz Wink

ilkaycemre21
Küçük gönderi resmiTarih: Perşembe, Eylül 18, 2008 16:02 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 1599 Nerden: Ankara
Hadi devam Smile
Çok meraklandım valla Smile

cemreandhazal
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 19, 2008 09:25 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 2514 Nerden: Ankara
Tamam Mehmet..
1 kişi şimdiden var.. Smile Wink

zekirdek
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 19, 2008 12:31 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Dengesiz Üye(Banlı) Dengesiz Üye(Banlı)
Mesajlar: 64 Nerden: Giresun
güzel olmuş.

freeb
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 19, 2008 19:42 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1703 Nerden: Düzce
Bölüm:25 / Hepsi Bir + İki

'İnsan kendi kaderini kendisi çizer...'

Gülçin, bir sürekli duygularıyla hareket eden Yasemin’i, bir de hiçbir şeyi umursamadan şöhretin tadını çıkaran Cemre’yi düşündü… Onların gelecekleri Gülçin in ellerindeydi. Ama hiçbirinin bundan haberi yoktu. Hepsi ünlü olmanın verdiği yanlış düşünce tarzlarıyla yollarına devam ediyorlardı… Cemre, Yasemin’e kendisine yaptığı büyüklükte bir sandviç yaparak Yasemin’in odasına gitti… Yasemin, Mehmet’ten aldığı cevaplar karşısında küplere binmişti. Cemre bunu fark ettiği için ılımlı yaklaşmaya karar verdi… Güleç bir ifadeyle “Yasemin’cim açsındır diye sana sandviç yaptım.” dedi. Elinde ki tabağı bütün sevimliliğiyle Yasemin’e doğru uzattı. Yasemin soğuk soğuk tabağa baktı. Umursamaz ve sinirli bir tavırla “İstemiyorum ya… Benim derdim beni aşmış, yardım istediğim kişi bana destek olacağına köstek olmuş sen kalkmış yemek diyorsun” dedi. Cemre sinirli bir hal alarak ‘ Artık Mehmet’e bende gıcık olmaya başladım. Bizi ne koruyor, kolluyor ne de başka bir şey yapıyor, iki de bir laf çarpıtıp duruyor. Bugünlerde tek amacı hepimizin moralini bozmak, ama bunu başaramayacak…” dedi. Aslında ikisinin de aklında tek bir cümle vardı ama gururlarına yediremedikleri için birbirlerine söyleyemiyorlardı… Yasemin, Cemre’ye sadece başını sallayarak katıldı. Birkaç dakika ikisinden de ses çıkmadı. Yasemin önünde ki sandviçi kemiriyor gözleri dalmış düşünüyordu. Cemre, Yasemin’in keyfini yerine getirmek için “Hadi gel alış-verişe gidelim kafamızı dağıtmış oluruz.” dedi. Yasemin güldü “Koyun can derdinde kasap et derdinde…” Sonra düşündü “Olur aslında ama ben Go-Kart’a gideceğim biraz sinir atarım sende oradan gidersin o vazgeçemediğin alış-verişine” dedi. Cemre gülerek “Tamam birazdan giyinip çıkarız…” dedi. Yasemin odadan çıktığında aklından bir plan geçiyordu. İntikam planı… Bu son olay iyice Mehmet’e olan sinirini arttırmış böyle bir plana itmişti onu…
***
Gülçin ise hala Eren i sakinleştirmeye çalışıyordu. Erenin aklı karmaşalar içersindeydi. Bu karışıklıktan ancak Gülçin’in yardımlarıyla kurtulabilirdi. Ağlamaklı bir biçimde içindeki her şeyi Gülçin’e anlattı… Gülçin tam olanları değerlendirecekken birden Cemre gelerek “Kızlar biz birazdan Yasemin’le çıkacağız. Ben alış-verişe gideceğim, Yasemin de Go-Kart a kafasını dağıtmaya gidecek” dedi. Ne Yasemin ne de Cemre, Eren’i bu kötü gününde umursuyor görünmüyorlardı. Eren ve Gülçin zoraki olarak “Güle güle, geç kalmayın fazla” diyebildiler. İki kız evde tek başlarına kaldılar. Ve saatlerce konuştular. En sonunda Eren gözyaşlarını silerek “Belkide sen haklısın. Her ne kadar Barış sevgilim olsa da duygularımın önüne geçemiyorum. Belki de Serdar a karşı hissettiklerim aşk bile değil acıma duygumun ağır basmasından kaynaklanıyor” dedi. Gülçin Eren’in başını omzuna dayadı. “Zaman her şeyin ilacıdır canım ve şunu asla unutma insan kendi kaderini kendisi çizer…” dedi. Bu söz Eren’i etkilemişti. Gülçin, Eren’i neşelendirmek için “Kalk hadi bana yemek yap karnım çok aç şu anda seni bile yiyebilirim…” dedi. Eren’se gülerek “Tabağını bitireceksin ama ona göre” dedi. Ve yemek yapmaya mutfağa doğru yöneldi… Gülçin ise oda da tek başına kalmıştı. Şu geçen zaman diliminde can dostları hakkında birçok şey öğrendiğini düşünerek solo albüm işine sıcak bakmaya karar verdi. Dörtlü koltuktan kalktı. Tekli koltuğa oturdu. Bacak bacak üstüne attı. Sırtını arkaya dayadı. Başını dikleştirdi. Ve kendi kendine mırıldandı “İnsan kendi kaderini kendisi çizer…”
***
Alış-veriş merkezine yaklaştıklarında kendilerine doğru koşan 4 fan gördüler. Tanınmamak için ikisi de güneş gözlüğü takmıştı, Yasemin büyük hasır bir şapka Cemre’yse beyaz Nike bir şapka kullanmış ama görünüşe göre işe yaramamıştı. Yasemin, Cemreye bakarak “Hiçbiriyle uğraşacak halim yok. Bu hayranları hemen kısa yoldan yolla.” dedi. Fanlar yanlarına yaklaştıklarında her ikisinin de yüzlerinde yapmacık bir gülümseme belirdi. Fanlar büyük bir sevinçle “Resim çektirebilir miyiz?” diye sordular. Yasemin’in zaten canı sıkkındı, resim istenmesine iyice sinirlenmişti. Cemre’ye attığı bakışı Cemre de anlamıştı. Yapmacık bir gülüşle fanlarla birlikte poz verdi ve çabucak fanları yolladı Cemre. Yasemin hala kendi kendine söyleniyordu. O sırada arkalarından biri seslendi “Hayranlar” diye… İkisi de dönüp kim olduğuna baktı. Hakan kendilerinden 10 metre uzaklıkta karşılarında dikiliyordu. Yasemin’in karşısına çıkarken hep takındığı o özenli tavırdan eser yoktu. Saçları dağınıktı. Taramakla uğraşmamıştı. Kravatı yoktu bile. Mavi gömleğinin bir düğmesini açmıştı. Siyah ceketinin önü açıktı, ellerini cebine sokmuş bomboş bir yüzle kızlara bakıyordu. “Hayranlar…” diye tekrar etti “Ünlülerin hayatında ki en büyük kamburlar… Milyonlarca kambur… Ama zerre kadar faydaları dokunmaz insana… Neyse ki imza diye bir şey keşfetmişler veriyorsun gidiyor…” dedi. Sonra yüzüne hafif bir gülümseme yerleşti “Bu replik tanıdık geldi mi? Kısık Ateşte 15 Dakika’da imza isteyen kambur hayranlar Fulya ve Berna…” diye sordu. Yasemin “Bizi mi takip ediyorsun sen?” diye bağırdı… Hakan omuzlarını silkti “Dünya küçük” dedi. Sonra dudaklarını büzdü. Alay eden bir sesle “Bir aralar sizi değil seni takip ediyordum ama bunun konumuzla hiç alakası yok tabi buraya bir iş için geldim ve sizinle karşılaştık tesadüf işte ayarlasan olmaz… Şimdi benim yapmam gerekenler var, sonra görüşürüz, başınızı belaya sokmamaya çalışın tabi becerebilirseniz” dedi arkasını döndü. Neşeli bir ıslık tutturarak yürümeye başladı. Yasemin Hakan’ın arkasından ağzı açık bakakaldı. Mehmet’in laf çarpmasına bir dereceye kadar katlanabilirdi ama Hakan gibi bir yeniyetmenin… Hayır… Bu kadarı fazlaydı…
***
Mehmet Serdar’ı ziyarete gitmişti… Kapıdan içeri girdiğinde Serdar’ı elinde kumanda televizyon izlerken buldu. Oturup kalkabiliyor. Yürüyerek lavaboya gidip gelebiliyordu. Yine de tamamen ayağa kalkmasına daha zaman vardı. Serdar Mehmet’i görünce “Çiçek almamışsın” dedi. Mehmet “Sana bana çiçek ne lazım” dedi gülerek. Serdar’ın yatağının yanında ki sandalyeye oturdu. Halini hatırını sordu. Serdarla biraz muhabbet ettiler. Serdar uzun zamandır işlerden uzak kalmıştı. Mehmet bütün her şeyi konsorsiyumu ve kızlarla olanları anlattı. Serdar hepsini sakince dinledi. Kızlarla olanlar onu ilgilendirmiş görünmüyordu. Ama konsorsiyum hakkında ciddi soruları vardı. “Üzeyir’i ne yapacağız?” diye sordu. Mehmet “O iş yarın akşam tamam. Ertesi sabahı göremeyecek” dedi. Serdar başını salladı. “O köpeği geberten kurşun senin silahından çıksın başka bir şey istemem” dedi. Sonra “Ayağa kalktığımda ne yapacağız” diye sordu. Mehmet “Her şeyi bir bir planladım sen yorma kafanı. Kızlar ilk kez bize yardım edecekler” dedi. Sonra durdu düşündü. Kendi kendine güldü “Bizim çocukları da ekibe alsak mı?” diye sordu Serdar şaşkın şaşkın baktı “Korkut’u da mı?” diye sordu. “Vallahi 3 günde bozar bütün ekibi” dedi gülerek. Mehmet “Yok yok” dedi “Benim o çocuğa güvenim tam” Serdar Mehmet’in başını yokladı “Sen kafana darbe falan mı aldın?” diye sordu. Mehmet “Yok kardeş” dedi “Bu güne kadar Yasemin’e bile tüm olanlara rağmen sadık kalan adamdan bize ihanet gelmez” dedi. Serdar biraz şaşkın biraz düşünceli “Sen bilirsin” dedi. Haberleri izlemeye daldı…
***
Mert’in telefonu kapadı. Mehmet’in onu aramasına şaşırmıştı. Telefonu koltuğa attı. Şaşkın şaşkın diğer çocuklara dönerek “Mehmet hepimizle görüşmek istiyormuş” dedi. Korkut “Niye ki?” diye sordu sonra Barış’ın bakışlarını görünce “Ya yemin ederim bir şey yapmadım ben” dedi. Mert “Yarın akşam hepimizle görüşmek istiyor. İş görüşmesiymiş. Üstelik kızlarla da ilgiliymiş.” Emre umursamazca omuzlarını silkti. Bir toplantının bu kadar büyütülmesine anlam verememişti. “Çağırıyorsa gideceğiz” dedi...

***

Kullanicilarin Eklemis oldugu resim
KIZ KULESİNDEN BİR GÖRÜNÜM...

***
Yasemin Mehmet’i arayarak akşam saat 10’da kız kulesinin önünde olmasını söyledi. Yasemin’in planının bir parçasıydı bu. Mehmet’in kız kulesine olan zafiyetini biliyordu. Mehmet şaşırmıştı. Yine de sırf Yasemin’in ne diyeceğini merak ettiği için kabul etti. Akşam erkenden Üsküdar’a gitti. Salacakta biraz yürüdü. Hava kararınca kız kulesinin ışıklarını açmışlardı. Karanlık suyun ortasında o kadar güzel görünüyordu ki Mehmet en sonunda bir banka oturup seyretmekten kendini alamadı. Düşünerek ne kadar zaman geçirdiğini bilmiyordu ama bir süre sonra arkasından bir el gözlerini kapadı. “Bil bakalım ben kimim?” dedi. Mehmet “Yasemin’cim manzaramı kapama” diyerek gözlerinden Yasemin’in ellerini çekti. Yasemin Mehmet’in yanına oturdu “Çok mu seviyorsun burasını” dedi. Mehmet kuleden gözlerini ayırmadı. “Çook” dedi. Sonra yolun karşısında ki ocaktan iki çay söyledi. Çaylar geldiğinde Mehmet elini ceketinin cebine soktu. Bir paket sigara çıkardı. Paketten bir tane aldı. Yasemin “İçiyor musun?” diye sordu. Şaşırmış görünüyordu. Mehmet’i daha önce hiç sigara içerken görmemişti. “Aslında hayır” diye mırıldandı ağzında ki sigarayla Mehmet. Çakmağını çıkarırken “Haftada bir iki tane aklıma gelirse… Ya dertten ya zevkten yani” dedi. Yasemin neşeyle “Aa bende öyle. Ayda yılda bir aklıma gelirse… Bana da versene bir tane canım çekti” dedi. Mehmet paketten bir tane de istemeye istemeye Yasemin’e uzattı. “Dansçısın. Ne işin var sigarayla” diye söylendi. Yasemin çayını kenara koyarak sigarasını yaktı. Epey ince giyinmişti. Hava serinlemişti. Mehmet “Üşüdün mü? Üşüdüysen ceketimi vereyim” diye sordu. Yasemin “Ellerim üşüdü” dedi titreyerek. Mehmet “Ver ısıtayım” diyerek Yasemin’in ellerine uzandı. Yasemin gülümsedi “Elimi mi tutmak istiyorsun” Mehmet kaşlarını çattı “Isıtmak istiyorum” Yasemin büsbütün sırıtarak “Tutmak istiyorsun yani?” dedi. Mehmet Yasemin’in ellerini bıraktı “Don Yasemin umurumda değil” dedi. Yasemin ellerini Mehmet’in elleri arasına soktu. “Tamam. Isıt” dedi. O sırada sigarasını içmeye çalışınca bir öksürük tuttu. Mehmet Yasemin’in elinden sigarayı alarak “Yakışmıyor eline” dedi. Yasemin öksürüğü geçince Mehmet’in elinde ki sigarayı tekrar kaptı. Ağzına götürdü. Dumanı içine çekti. Üflerken en çocuksu haliyle “Ben böyle daha büyük gösteriyorum tamam mı” dedi. Sonra durup dururken Mehmet’e döndü. Gözlerinin içine baktı “Beni ne kadar seviyorsun?” diye sordu. Mehmet şaşkınlıktan kalakaldı. “O nereden çıktı şimdi” diye sordu. Yasemin dalgın dalgın denize baktı “Beni bu güne kadar hiç kimse gerçekten sevmedi senin dışında… Oradan çıktı” dedi. Ellerini Mehmet’in elleri arasından çekti. Mehmet “Peki sen hiç birini gerçekten sevdin mi?” diye sordu. Asıl amacı Yasemin’e önüne gelenle çıkmanın aşk olmadığını anlatmaktı. Yasemin’in gözleri doldu bir an için. Kızaran gözlerini Kız Kulesinden ayırmadan “Sevdim” diye mırıldandı “17 yaşındaydım… Albüm hazırlıklarımız yeni yeni başlamıştı. Onunla çok mutluyduk. Daha ortaokuldan çıkmaya başlamıştık. 4 senede her şeyi paylaşmıştık. 17 yaşındaydık. 21 yaşında evlenecektik… Söz vermiştik birbirimize…” “Sonra” diye sordu Mehmet. Yasemin’in yanağından bir damla yaş süzüldü derin bir nefes aldı. “Sonra… O gitti… Bırakıp gitti… Zengin bir iş adamının kızıyla evlendi… Sırf para için beni bıraktı gitti…” Yasemin gülümsedi “Ama işte artık bende zenginim…” dedi. Mehmet dalgın dalgın “Şu anda ona ne yapmak istiyorsun?” diye sordu. Yasemin kaşlarını çattı “Canını yakmak istiyorum” dedi. Mehmet “Ama yapamazsın” diye mırıldandı dalgın dalgın. Yasemin gözlerini sildi Mehmet’e döndü nefretle “Burada bir yerlerde beni izlediğini bilsem, öyle bir yakarım ki canını” dedi. Mehmet şaşkın şaşkın “Nasıl” diye sordu. Yasemin “İşte böyle” deyip Mehmet’in dudaklarına yapıştı. Mehmet kaskatı kesilmiş elinde ki çay bardağını sıkıyordu. Bütün vücudu felç geçirmiş gibiydi. Hareket edemiyordu. Kapadığı gözlerini açmaya dahi gücü yoktu sanki. Yasemin Mehmet’i öpüyordu. Öpüşmek denemezdi çünkü buna. Yasemin sonunda geri çekildiğinde Mehmet eski gücünü tekrar topladı. Hınçla ayağa kalktı. Elinde sıktığı çay bardağını sertçe yere fırlattı. “Sakın bir daha başkasının canını yakmak için benim canımı yakma” dedi. Arkasını döndü hızlı adımlarla uzaklaştı. Yasemin Mehmet’in arkasından hafifçe gülümseyerek baktı. Planının ilk aşamasını gerçekleştirmişti…
***
Ertesi akşam Mehmet ofisinden içeri girdi. Çekmecisini açtı. Üzerinde ki takım elbiseyi çıkarıp yerine temiz yeni bir takım elbise giydi. En sevdiği ceketini çıkardı. Belden darlaşan parlak kumaştan siyah bir ceketti bu. Onu daha uzun gösteriyordu. Beyaz bir gömlek giyip gömleğin de üstünde siyah klasik bir kravat taktı. Üstünü başını düzeltip Toplantı odasına girdi. Toplantı odasında Hakan’la birlikte çocuklarda oturuyordu. Mehmet içeri girince Hakan ayağa kalktı. Diğer çocuklarda ayağa kalkıp Mehmet’le tokalaştılar. Mehmet eliyle oturmalarını işaret etti. Dikdörtgen masanın ucuna oturdu. Karşı uçta da Hakan oturuyordu. Emre ve Barış masanın sol kenarına Korkut ve Mert sağ kenarına oturmuş Mehmet’in söyleyeceklerini bekliyorlardı. Mehmet hepsinin yüzüne önce dikkatle baktı. Yüzlerinde ki ifadeleri tarttı. “Sizi buraya çağırdım çünkü bazı gerçekleri artık bilmeniz gerektiğini düşünüyorum” dedi. Hakan o sırada ceketinin iç cebinden 4 tane zarf çıkardı. Hepsinin üzerinde çocuklardan birinin ismi vardı. Mehmet Hakan’ın elinde ki zarfları göstererek “Bu zarfların içinde uzun zamandır ilişkide olduğunuz kızların sizden sakladıkları bir büyük sır var. Söylemeliyim ki zarfların içinde yazanlar hoşunuza gidecek şeyler değil. Şimdi eğer aranızda gerçeği bilmek istemeyen varsa o kişinin zarfını yakabilirim. Bir daha karşınıza böyle bir şey çıkmaz bile. Ama eğer görmek istiyorsanız tek şartım var… Bundan sonra işlerimde yardımcım ve hepsinden önce dostum olmanız.” Çocukların hepsi şaşkınlıkla birbirlerine bakıyorlardı. Korkut gözleriyle Mert’e “Ne iş oğlum” der gibi bakıyordu. Korkut merakla sordu “Dost derken?..” Mehmet ellerini iki yana açtı “Dost… Dost kelimesinden ne anlıyorsan o” Korkut zarfı en ciddiye alandı. Aylardır şüphelendiği şeyin zarfın içinde yazılı olmasından korkuyordu. Mehmet’in blöf atmayacağını bilecek kadar da onu tanıyordu “Eğer tahmin ettiğim şeyse… Ölene kadar dostun olurum” dedi. Hakan zarfları sahiplerine dağıttı. Çocukların tepkileri birbirlerinden epey farklı olmuştu. Korkut’un yüzünden öfkeyle mutsuzluk aynı anda okunuyordu, Emre’de şaşkınlık vardı hiçbir anlam verememişti okuduğu şeye. Mert’in yüzünde dalgın bir ifade vardı. Barış ise başını elleri arasına gömmüş düşünüyordu. Mehmet hepsini süzdü. En acınacak durumda olan Korkut’tu. Mehmet’in içi sızladı. Hiçbirinin konuşmasını beklemedi. Kendisi her şeyi anlatmaya karar verdi. “Korkut” dedi. Korkut başını kaldırdı. Gözlüklerine birkaç damla yaş damlamıştı. Çıkarıp eliyle kuruladı. Mehmet “Üzgünüm…” diyebildi sadece. Sonra Emre’ye döndü “Zarfta yazan seninle ilgili değil. Cemre sana gerçekten aşık. Ama anlamalısın bu tür şeyler sonradan değiştirilemez.” Emre şaşkın şaşkın başını salladı “Beni sevebildiği sürece sorun yok” dedi. Mert’e döndü. “Gülçin’i severim… Hem de senden dolayı değil, Gülçin’i Gülçin olduğu için severim. Ona zarar gelsin istemem. Bu yüzden zarfta yazanı dikkate almalısın” Mert’te başını salladı. Son olarak Barış’a döndü “Eren’le konuşurum. Daha doğrusu zarfta adı geçen kişi konuşur. Geçici bir şey... Eren sana aşık” dedi. Mehmet sözlerini bitirdiğinde Hakan zarfları topladı. Mehmet’in çakmağını aldı. Zarfları tutuşturup metal çöp kutusuna attı. Hepsi yanıp tamamen kül olduktan sonra tekrar yerine oturdu. Korkut hala gözlerini siliyordu. Mehmet ayağa kalktı. Korkut’u tutup kaldırdı. Korkut gözlüklerini çıkardı “Dostunum” dedi hıçkırarak… “Ölene kadar dostunum, beni de Serdar gibi kardeşin kabul et… Ölene kadar dostunum” dedi. Mehmet’e sarıldı. Mehmet hafifçe Korkut’un sırtına vurdu. Korkut en sonunda Mehmet’ten ayrıldığında Mehmet Korkut’un omuzlarından tuttu. Gözlerini gözlerine dikti. “O zaman ben ölene kadar bir daha hiçbir şey için gözünden bir damla yaş akmasın.” dedi. Korkut kıpkırmızı gözleriyle gülümseyerek başını salladı. Diğer çocuklara baktı. Mert’te Barış’ta Emre’de yardıma hazır görünüyorlardı. Hepsinin de yüzünde moralsiz ama kararlı bir ifade vardı. Üçü de sırayla kalkıp Mehmet’e sarıldı. Emre “Ne iş yaparsan yap. İster sıradan bir avukat ol ister bir katil. İster hırlı ol ister hırsız. Her zaman yardımcınım” dedi. Mert “Mehmet… Borcunu ödedin… Ama şimdi de ben sana borçlandım… Ödeme sırası bende. Her zaman arkandayım” dedi. Mehmet gibi birinin Mert’e bu kadar büyük borcu ne olabilirdi diye diğer çocuklar belki de bininci kez düşündüler. Ama bunu sormadılar. Ne önemi vardı ki. Barış “Sağol” dedi Mehmet’e sarıldı. “Nasıl yardımcı olabileceksem yardıma hazırım” Mehmet önce Hakan’a sonra diğer çocuklara baktı. Gülümsedi “Yüreğimiz beraber” dedi...
***
Mehmet çocukların yanından ayrıldıktan sonra Liman’a doğru sürdü. Saat 1’e geliyordu. Üzeyir Sarih’le 2’de buluşacaklardı. Yolda sürekli ne kadar büyük bir iş başardığını düşündü. Hayatında Serdar ve Hakan’dan sonra ilk kez dost kazanmıştı. Üstelik bir değil tam dört dost birden kazanmıştı. Korkut’a ne kadar üzülse de artık bazı şeyleri öğrenmesi gerektiğini düşünüyordu. Çocuklar oldukça zekilerdi. Ona büyük yardımları dokunacaktı şüphesiz. Ama çocukları tehlike içine atmakta istemiyordu. Bu yüzden en azından bir süre açık açık onlarla toplantı yapmayacak iş konuşmayacaktı. Mehmet limana gelince durdu. El frenini çekti. Üzeyir Sarih onu bekliyordu. Elini sıktı. Birlikte İtalya’ya gidecek gemiye bindiler. Güverteye çıktılar. Sarih sürekli toplayacakları malın büyüklüğünden kazanacakları paradan söz ediyordu. Mehmet bütün bunları keyifle dinliyor görünüyordu. O sırada ceketinin cebinden bir puro tablası çıkardı. Açtı. İçinden seçtiği bir puroyu aldı tablayı Üzeyir Sarih’e nazikçe uzattı. Sarih teşekkür ederek bir puro aldı. Mehmet elinden düşürmediği çakmağın kapağını açtı. Kendi purosunu yaktı. Sonra Üzeyir Sarih’in purosunu yakmak için çakmağı uzattı. Sarih açık havada ki rüzgardan dolayı puroyu yakmakta zorlanıyordu. Biraz eğildi, ellerini çakmağa siper ederek purosunu yaktığı sırada Mehmet bir eliyle belinden silahını çıkarmış Üzeyir Sarih’in başına dayamıştı. Sarih şaşkınlıktan purosunu düşürdü. Ama sonra soğukkanlılıkla “Kime çalışıyorsun sen?” diye sordu. Mehmet hem nefretle hem de alay ederek “Hilal-i Ahmer’e” dedi toplu silahın horozunu kaldırdı. Sarih bu sesi duyunca “Yapma” dedi. Mehmet aynı nefret dolu sesle “Yapma… Serdar hiç yapma dedi mi?” diye bağırdı. Sarih “Beni öldürmekle eline ne geçecek?” diye sordu. Yüzünde büsbütün bir korku okunuyordu. Mehmet yapmacık bir sesle güldü. “Hiiiiç. Sırf eğlence olsun diye” dedi tetiğe bastı. Hakan’ın adamlarını peşine taktı. Teknenin arkasında ki iki bottan birine atladı. Kaptan’a gemiyi batırması ardından diğer botla kaçması talimatını verdi. Limana doğru yol almaya başladıktan bir süre sonra geminin yana yatarak yavaşça sulara gömüldüğünü gördüler. Ortada en ufak bir kanıt dahi kalmamıştı…

Copyright 2008
Freeb® & Mayko®
Tüm hakları saklıdır.

KRALCCC
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 19, 2008 22:08 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 2476 Nerden: Eskişehir
Gerçekten iyi bir fikir ellerinize sağlık ajanlarım daha okumadım ama okuyacağım.. Very Happy

cemreandhazal
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 19, 2008 22:20 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 2514 Nerden: Ankara
Ben okudum.
Çok güzel olmuş.. Smile
En çok Yoshy'nin planını merak ediyorum.. Shocked
Merakla ve heyecanla sonraki bölümü bekliyorum. Wink

efsanekral696
Küçük gönderi resmiTarih: Cumartesi, Eylül 20, 2008 05:17 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1810 Nerden: Sivas
Bir bölümü tek başına roman vallahi ! Smile Işin doğrusu okumak bayağı bir yordu ! Laughing

GulciNz
Küçük gönderi resmiTarih: Cumartesi, Eylül 20, 2008 11:47 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 3363 Nerden: Aydın
Her zamanki gibi yine muhteşem, yine akıllarda soru işareti bırakan bir bölüm... 26. Bölüm nerede kaldı yaa Laughing

ilkaycemre21
Küçük gönderi resmiTarih: Cumartesi, Eylül 20, 2008 14:37 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 1599 Nerden: Ankara
Süper!! Razz Smile

devrem
Küçük gönderi resmiTarih: Cumartesi, Eylül 20, 2008 14:43 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Görevli Görevli
Mesajlar: 3031
Güzel olmuş.. İçindeki bazı şeyler gerçeğe yakınımsı şeyler... Smile

nazrinhepsi
Küçük gönderi resmiTarih: Cumartesi, Eylül 20, 2008 14:46 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 1184 Nerden: Yurt Dışı
süper Laughing
eline sağlık Wink

berkanyoshy
Küçük gönderi resmiTarih: Cumartesi, Eylül 20, 2008 15:05 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1985 Nerden: İstanbul
Mükemmel ya! Very Happy

Mesajları göster:  

Tüm zamanlar GMT +2 Saat
7. sayfa (Toplam 10 sayfa)
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10  Sonraki
Yeni Başlık GönderMesaja yanıt verme resmi