Gruphepsi.Org Panolar Fan kulüp Forum Ana Sayfası

Grup Hepsi Fan Sitesi - Fan kulüp - Panoları

Hepsi Haberleri, şarkı sözleri, cemre kemer, eren bakıcı, gülçin ergül, yasemin yürük ve hepsi bir 1 dizisi forumları




Yazar Mesaj
<  

Hepsi Bir Dizisi ~ Hepsi Bir + İki

mayko
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 13:36 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1794 Nerden: Bursa
Bölüm:23 / Hepsi Bir + İki

Bu bölüm bir müzik grubunun ve dört farklı karakterin tüm ün, nam, şöhret ve zenginlik gibi sıfatlarından sıyrılarak kendi içinde yaptığı bir vicdan muhasebesinin örneğidir…

Sanatçılar halkın vicdanıdır... Sanatçılar halkın vicdanıdır ve ender durumlarda halk eserleri değil sanatçıları yani kendi vicdanını yargılar. Toplum ve halk kendi içinden özenle çıkardığı sanatçıları yargılayacaktır... Ama biz inanıyoruz ki, bu halk, doğduğu, var olduğu ve onu var eden toplumu bir an olsun hatırlayan her sanatçıyı şerefle yâd etmiştir. Yine edecektir. Ve bu halk gerçekle yalanı ayıracak ferasete sahiptir... –Mayko–

Başhekim “Ölmeyecek ulan” dedi. Parmaklarını açık olan kalbinin üzerine koydu. “Kalbi durdu… Açık kalp masajı yapıyorum…” Başhekim Serdar’ın kalbini parmaklarının arasına almış sıkıp bırakıyordu. “Köksal Adrenalinli Atrofin Bikarbonat yap” dedi. Cihazın ekranında ki çizgiler dümdüz olmuş ince tiz bir dit sesi çıkarıyordu. Başhekim “Dön oğlum hadi dön… Yüreğini sıkma” diye söylendi kendi kendine. Hemşire cihazın önünde “Hala nabız tansiyon alamıyorum” dedi. Başhekim kalbe masaj yapmaya devam ederken “Hidrakardiyak Adrenalin yap Ertuğrul” diye bağırdı. Ertuğrul Doktor hemen bir iğne çıkarıp Serdar’ın kalbine batırdı sıvıyı enjekte etti. “Kardiyalog nerede kaldı” diye bağırdı başhekim. Hemşirelerden biri “Hocam hastanede değilmiş. Evinden almaya gittiler” dedi. Başhekim hem kardiyaloğa küfür ediyor hem de kalp masajına devam ediyordu…

Mehmet kızları karşılamıştı. Hepsinin yüzünde endişeli bir ifade vardı. Eren, kızlara olanları anlatırken ağlamaktan harap olmuştu. Ama Mehmet hiç birine acıyacak durumda değildi şu anda. Kendini hastanenin koridorunda ki üçlü sandalyelerden birine attı. Kolunu yastık yaptı, gözlerini ameliyathanenin kapısına dikti. “Sakın bana kazık atma Serdar” dedi. “Daha yolumuz uzun.” Sonra dayanamadı ayağa kalktı koridordan merdivenlere doğru ilerlemeye başladı. Merdivenlerde iki hasta bakıcının konuşmalarını duydu. Biri diğerine sinirli sinirli söyleniyordu. “Abi bu saatte niye kardiyalog almaya gidiyoruz ki? Başhekim de kardiyalog. Bu herif Rusya’dan mı almış diplomayı?” Diğeri çoktan koşmaya başlamıştı “İşine bak oğlum. Adam ölüyor lan” diye bağırdı. Mehmet tüm bunları duyunca hastabakıcılardan birinin kolundan tuttu çekti. “Ne Kardiyalogu?” diye sordu. Hastabakıcı “Abi içeriden söylediler bizde almaya gidiyoruz” dedi. Mehmet hemen ameliyathaneye doğru koşmaya başladı. Kapısına geldiğinde bir başka hastabakıcı onu durdurdu. “Abi giremezsin” dedi. Mehmet dönüp hastabakıcıya öyle bir bakış attı ki hastabakıcı “Abi bende emir kuluyum” diyerek geri çekildi. Mehmet hastabakıcının elini omzuna koydu “Aferin” dedi “Benden başka kimseyi içeri alma sakın.” Kızların da ameliyathaneye doğru ayaklandıklarını görmüştü Mehmet. Ameliyathane’nin kapısından içeri girdi kısa bir koridoru geçti ve ikinci kapıdan ameliyatın yapıldığı yere girdiğinde gördüğü manzara korkunçtu. Serdar ağzında borularla göğsü tamamen açık, kalbi başhekimin elinde yatıyordu. Cihazın çizgileri düzleşmiş iğrenç tiz bir ses çıkarıyordu. Başhekim “Kızım bir adrenalin daha ver” dedi. Köksal Doktor “Hocam kaç kez verdik dozu aştık” dedi. Başhekim “Bir daha verin lan ne olur en fazla, hasta ölür mü?” diye bağırdı. Mehmet şok olmuş Serdar’a bakıyordu. Doktorlardan biri “Beyefendi dışarı” dedi. Mehmet doktoru duymadı bile. Başhekim “Mehmet Bey lütfen rahat çalışalım” dedi. Mehmet ağzı açık gözleri fal taşına dönmüş Serdar’ın kalbine bakıyordu. Başhekim kolunda ki kronometreye baktı. Elini kalbin üzerinden çekti. “Yapacak bir şey yok… Kaybettik” dedi. “Allah rahmet eylesin…”

Kızlar ameliyathanenin kapısında bekliyorlardı. Eren artık ağlayamıyordu bile. Şoka girmiş boş duvara bakıp “Her şey bizim yüzümüzden” diye mırıldanıyordu kendi kendine. Gülçin ve Cemre Eren’e sarılmış onu teskin etmeye çalışıyorlardı. Yasemin heyecan ve korkudan parmaklarını ısırıyor iki de bir hastabakıcıya dönüp “Ne olur içeri gireyim” diyordu. Hastabakıcı Mehmet’in talimatlarına tam olarak uyuyor kimseyi içeri sokmuyordu. Yasemin oflayarak arkasına döndü bir an Eren’le göz göze geldi ve Eren bayıldı…

Başhekim yorgun bir şekilde ameliyathane kapısına doğru yürüdü. Kapıyı açtı o sırada Mehmet gözlerini Serdar’dan bir an için ayırdı “Dur” dedi “Kapat kapıyı… Ölmedi…” Başhekim acıyan bir sesle “Mehmet Bey…” dedi. Mehmet Serdar’a bakıp “Serdar ölmedi… Ölse hissederdim… Ameliyat sürecek” dedi Başhekim kapıyı kapadı. Mehmet’e yaklaşıp “Biliyoruz acınız büyük ama biz elimizden gelen her şeyi yaptık” Mehmet sinirle “Sakın bir daha sözümü kesme” dedi dişlerinin arasından. Sonra kendini toparladı doktorlara dönüp “Ne duruyorsunuz… Çalışın, ameliyat sürecek dedim. Serdar’ın kalbi tekrar çalışana kadar kimse bu odadan çıkmayacak” diye bağırdı. Köksal Doktor “Dağ başı mı kardeşim burası. Biz elimizden geleni yaptık. Takdir-i ilahi, vadesi dolmuş… Yeter be” diye söylene söylene eldivenlerini çıkarmaya başladı. Tam o sırada Mehmet tek eliyle Köksal Doktor’un boynunu tuttu işaret parmağıyla şah damarına yakın bir yeri hafifçe bastırdı. Köksal Doktor kıvranmaya başladı. Mehmet “İnhibisyondan ölüm… Karotis damarını bir an için sıktığında, beyine giden kan lak diye durur, basınçtan dolayı bütün hatlar tak diye kesilir, inhibisyon gerçekleşir ve kişi pat diye ölür.” dedi. Elini adamın boynundan çekti. “Anladın mı” diye sordu. Doktor sadece başını hafifçe sallayabildi. Konuşabilecek durumda değildi. “Ne duruyorsunuz?” dedi Mehmet doktorlara bakıp. Sonra tuttu Başhekimi Serdar’ın önüne sürükledi. “Az önce yaptıklarını tekrarla” dedi. Başhekim ya sabır çekerek tekrar Serdar’ın kalbini eline aldı. Bir kez sıktı. Hiçbir şey olmadı. İkinci kez sıktı. Yine hiçbir şey olmadı. Mehmet elini Serdar’ın anlına koydu “Ölme Serdar” diye mırıldandı. “Daha yolumuz uzun, sakın bana kazık atma… Sakın…” Başhekim üçüncü kez sıktığında hemşire “Döndü” diye bağırdı. Cihaz’da ki çizgiler tekrar alçalıp yükselmeye başladı. “Nabız 45 Tansiyon 70’e 50” dedi. Tansiyonda Nabız’da çok düşüktü. Mehmet derin bir oh çekti. Başhekim ilk defa böyle bir vaka görüyordu. Kolunda ki kronometreye baktı. Eğer hala dönmemiş olsaydı çoktan beyin ölümü gerçekleşmiş olurdu diye düşündü. Mehmet Başhekime “Şimdi dışarı çıkacağız. Dışarıda ki kızlara en anlamayacakları dilden anlatacaksın durumu” dedi. Başhekimle birlikte koridoru geçip Ameliyathanenin önüne çıktılar. Eren fenalaşmış hemşireler hemen müdahale etmiş kendine getirmişti. 3’lü koltukta uzanmış yatıyordu. Yasemin hemen “Ne oldu Mehmet?” diye atıldı. Mehmet “Şimdi kıymetli başhekimimiz bize her şeyi anlatacak” dedi. Başhekim “Ameliyat sırasında bir komplikasyon oluştu. Bildiğiniz üzere bende kardiyalog olarak müdahale etmek durumunda kaldım.” dedi. Eren doğrulmaya çalışarak “Yani?” diye sordu. Başhekim önce Mehmet’e baktı “Yani şu anda durumu iyi arkadaşlar çalışıyorlar, kurşunların üçü çıkarıldı” dedi. Tekrar ameliyathaneye girdi. Mehmet kendini bir koltuğa bıraktı. Başını ellerinin arasına aldı. Yasemin’de Mehmet’in yanına oturdu. Mehmet’in kolunu tuttu. “Ben…” diye başladı. Mehmet gözlerinden alevler saçarak Yasemin’e baktı “Sakın bana üzgün olduğunu söyleme” dedi. Yasemin “Yok” dedi “Şey, ben… O dosyayı görmek için…” Mehmet bir an başını kaldırdı. Yasemin yüzüne şaşkın şaşkın baktı. Sonra Ayağa fırladı. Yasemin’i kolundan çekip kaldırdı. “Gel buraya” dedi. Ameliyathane’ye doğru yürümeye başladı. Yasemin “Ya bırak kolumu canım acıyor” deyince Mehmet Yasemin’e döndü. “Benim de” diye bağırdı. Ameliyathane kapısını açtı. Yasemin’i içeri soktu. Yasemin bir an Serdar’ı görünce dondu sonra korkuyla eliyle gözlerini kapadı. Doktorlar bir an Yasemin’e baktılar sonra tekrar Serdar’ın operasyonuna devam ettiler. Yasemin Serdar’ı görmemek için arkasını döndü. Mehmet’e ağlamaklı bir sesle “İnanamıyorum” dedi. Mehmet eliyle Serdar’ı göstererek “Hadi seyret” dedi. Yasemin Serdar’a dönmeden olduğu yerde gözyaşlarını tutmaya çalışarak “Kim yaptı bunu?” diye sordu. Mehmet “Sen yaptın Yasemin” dedi. “Eren yaptı, Cemre yaptı, Gülçin yaptı. Sevgilileriniz yaptı” Yasemin ağlamamak için kendini sıkıyordu. Nefes nefese “Mehmet lütfen?” dedi. Mehmet susmadı. “Ben seninle her konuşmaya çalıştığımda bana bir araba laf ediyorsun belasın belasın diye. Al sana bela… Seni, diğer kızları ya da sevgiliniz olacak o züppelerden birini bu halde görmemek için ettiğim tüm mücadeleyi kadınca, aptalca dürtüleriniz yüzünden mahvedip insanları ne hale getiriyorsunuz.” dedi. Yasemin’i orada bırakıp Ameliyathane kapısını açtı. Çıkmadan önce döndü. Olduğu yere çivilenmiş ağlayan Yasemin’e dönerek Serdar’ı gösterdi “Seyret Yasemin…” dedi. Yasemin’i ameliyathane de tek başına bırakıp çıktı, Eren’e doğru yürüdü ceketinin cebinden dört parça kağıt çıkardı. Dosyada kızların isimlerinin bulunduğu o 4 sayfaydı bunlar. “Bunları mı istiyordunuz?” diye elinde ki kağıtları gösterdi. Sonra buruşturup Eren’in önüne fırlattı “Al” dedi. “Ben size istediğiniz sayfaları verdim. Siz bana Serdar’ı nasıl vereceksiniz?” dedi. Şaşkınlıktan ağzı açık kalan, tek kelime edemeyen Eren’i arkasında bırakarak öfkeyle bahçeye çıktı. Hakan bahçedeydi. Mehmet’i görünce “Usta’nın durumu nasıl abi?” diye sordu. Mehmet “Yaşayacak inşallah Hakan” dedi. “Daha tanışmak nasip olmadı kendisiyle ama kendine gelince artık inşallah” dedi Hakan. Mehmet Hakan’ı köşeye çekti. “Ustan ölürse ne yaparsın Hakan” diye sordu. Hakan hiç düşünmeden “Onu öldürenlerin topunu bir mezara sokarım abi” dedi Hakan. Mehmet “Gel” dedi “Sana anlatacaklarım var” Mehmet her şeyi en baştan Hakan’a anlattı. Sistemi, konsorsiyumu, Serdar’la nasıl tanıştıklarını, terörle mücadelelerini, yaptıklarını, yapmak istediklerini ve Hepsi Grubunu… Her şeyi tek tek anlattı. Hakan dinledikçe dinliyor hiç tepki vermiyordu. Sadece Mehmet kızlardan bahsettikçe Hakan’ın gözleri daha da büyüdü. Sonunda Mehmet sustuğunda sadece “Tahmin etmiştim abi…” dedi. Mehmet “Bu anlattığım bilgilerden bir tanesine sahip olabilmek için yüz binlerce dolar verebilecek medya, magazin kuruluşları var. Ama biz, bize sığınan insanlara ihanet edemeyiz. Onlar gelip bizden yardım istediler, geri çevirmek bize yakışmaz ama bunun dışında onlarla artık en ufak bir ilişkimiz bile olamaz Hakan” dedi. Hakan omuzlarını silkti “Peki abi o… Yasemin… O yıllardır en büyük amacımdı demedin mi?” diye sordu. Mehmet serin gece havasını ciğerlerine doldurdu. Derin bir nefes aldı. “Bizim artık tek bir amacımız var Hakan” dedi “Son nefesimizi bu vatan için verebilmek…”

Aradan yarım saat geçmiş çocuklarda hastaneye gelmişti. Mehmet kızların yüzüne bakmıyordu. Korkut bile Serdar’ın durumuna üzülmüş görünüyordu. Mehmet’se bu durumu Korkut’un oyunculuğuna bağlıyor ve rol yaptığını düşünüyordu. Başhekim bir ara dışarı çıkıp “Kurşunların tamamı çıkarıldı. Birazdan ameliyat sona erecek ve Serdar Bey’i yoğun bakıma alacağız” demişti. Mehmet bunun üzerine Hakan’a talimat vermiş Hakan’da gazetecilerin içeri girmesine izin vermişti. Birkaç dakika sonra bir kürsünün karşısına kameralar dizilmiş başhekimin konuşmasını bekliyordu. Başhekim Mehmet’i de yanına alarak kameraların karşısına geçti. “Arkadaşlar, lüzumu üzerine bir açıklama yapmak istiyorum.” diyerek söze başladı. “Dün akşam saatlerinde hastanemize akciğer, karaciğer, mide, dalak ve böbreğinden ateşli silahla yaralanmış olarak getirilen Serdar Devrim acil olarak ameliyata alınmış Göğüs, Kalp ve Damar, Hariciye ve Bevliye Cerrahları ile Anestezi Uzmanından oluşan bir heyet tarafından yapılan operasyonla kurşunlar çıkartılmıştır. Takdir edersiniz ki bu denli büyük bir ameliyatta komplikasyon görülmesi kaçınılmazdır. Bir ara kardiyalarest gelişmiş ve tekrar döndürülmüştür. Diğer doktorlarımız ve bizzat şahsım hastanemizin tüm imkanlarını seferber etmiş bulunmaktayız. Ancak aşırı kan kaybına bağlı olarak dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu Serdar Devrim komaya girmiştir. Yoğun bakıma alınan Serdar Devrim en yakın zamanda başka bir hastaneye nakledilecektir. Teşekkür ederim” dedi kürsüden indi. O sırada kameralar bir anda Mehmet’e yöneldi, habercilerden biri “Hepsi Grubu üyelerinin de yanınızda görüldüğü söyleniyor. Bir açıklama yapacak mısınız?” diye sorduğunda Mehmet “Müvekkillerim bu zor günümüzde yanımızda olmak istemişler” diye soruyu atlattı…

“Ne yapacağız?” diye sordu Gülçin. Kızların hiçbirinin konuşacak gücü yoktu. Eren elinde Mehmet’in buruşturup fırlattığı kağıtları tutuyordu. Çocuklar görmeden diğer kızlara göstermişti. Yasemin “Bilmiyorum” diye mırıldandı. “Nasıl kandık, nasıl inandık şöhretin bizi dokunulmaz kıldığına” Eren dün geceyi hatırlayarak “Mehmet Serdar’ı hastaneye yetiştirirken onunla konuşmasını ona bakışlarını görmeliydiniz… Ben Mehmet ve Serdar’ın birbirlerini sevdiği kadar hiçbirimizin birimizi sevdiğine inanmıyorum.” dedi. Cemre “Seviyorduk Eren” dedi. “Albüm çıkmadan fanlar ayağımızın altında dolaşmaya başlamadan önce seviyorduk… Ne zaman albümümüz çıktı konserler vermeye başladık işte o zaman 4 yakın dost değil 4 iş ortağı olduk” Herkes sadece dalgın dalgın düşünüyordu. Hepsi belki de grup olduklarından beri tarihlerinde ilk kez vicdan muhasebesi yapıyordu. Yasemin “Yanlış yaptım” dedi kendi kendine. “Fanları önemsemeyerek, Korkut’un saflığından faydalanıp her hafta biriyle gönül eğlendirerek, Mehmet’in hiçbir sözünü önemsemeyerek yanlış yaptım” dedi. Gülçin bir an Yasemin’e baktı. Yasemin’le göz göze geldiler. Gülçin bir şeyi ima etmek isteyerek başını salladı. Yasemin bir an düşündü “Cem’den ayrılacağım” dedi. Eren “Cem Pipak iyi biri neden?” diye sordu. Yasemin “Hangisi kötü ki?” dedi mutsuz bir sesle. “Cem, İlker, Yusuf, Sinan, Özkan, Korkut ve hatta Mehmet… Hangisi kötü ki… Hiç birinin bir suçu yok…” Gülçin sonunda suskunluğunu bozdu. Serdar vurulduğundan beri aynı şeyi düşünüyordu. Kızlara dönüp “Her şeyi anlatalım” dedi. “Ne olup ne bitiyorsa, ne yaşadıysak, kimsek, neysek olduğu gibi hayranlara açıklayalım” Cemre derin bir of çekti “Çok zor Gülçin… Hem bizim için hem bizi sevenler için.” Yasemin kendini toparladı. Kollarını birleştirdi “Belki bu güne kadar yaptıklarımızı söyleyemeyiz ama bundan sonrası için bir şeyler yapabiliriz” dedi. “Artık bundan sonra Mehmet ne derse onu yapacağız. Fanlarına gereken ilgiyi göster Yasemin diyor değil mi? Tamam… Onur’u arayalım yarın bize en yakın tarihte birkaç ilde imza günü ayarlasın. Boy gösterelim… Şöhretleri şöhret yapan hayranlarıdır değil mi? Mehmet’in dediği gibi… Onlar olmazsa biz bir hiçiz… Gülçin “Biz dediğin ne ki?” diye sordu Yasemin’e. “Hepsi diye bir grup olmasa biz dediğin ne ki? Dört sıkı dost mu? Hiç sanmıyorum 4 tanıdık kız belki…” Cemre gözlerini Gülçin’e dikti “Şu anda maalesef öyle” dedi sonra hepsine sarıldı “Bundan sonra şöhret olmadan önce nasılsak yine öyle olacağız tamam mı? Her şeyi unutacağız. Eren’in kaprislerini, Yasemin’lere taşındığım için Gülçin’in alınmasını, Gülçin’in bana söylediklerini, Yasemin’in aşk maceralarını her şeyi her şeyi unutacağız… Hepsi Grubu yeniden kuruluyor......……….

***
Mehmet gözleri bağlı olarak yürüyordu. Bir koruma tarafından yönlendiriliyor ağır ağır merdivenlerden çıkıyordu. Tahta büyük bir kapının açıldığını duydu. Birkaç adım atınca bir el gözlerinde ki bağı çözdü. Mehmet etrafına baktı. Büyük bir salon gibi duruyordu. Etrafında 6 kişi vardı. İki adet ikili koltuk iki adet tekli koltuk bir adetse hepsinden farklı kaplanmış büyük yüksek beyaz bir koltuk vardı. Mehmet bu büyük beyaz koltukta oturan adamın konsorsiyumun kontu olduğunu hemen anladı. Adamı tanıyordu. Aslında etrafına dikkatli baktığında burada oturan 6 kişiyi de tanıdığını gördü. Kont’un adı Mehmet Sağar’dı. Çoğu kişi iş adamı olarak tanısa da aslında büyük bir silah kaçakçısıydı. Mehmet Sağar “Hoş geldin kardeşim” dedi. “Konsorsiyumumuzun yemini etmeye hazır mısın?” Mehmet “Hazırım” dedi. Mehmet Sağar ayağa kalktı. Elini Mehmet’in eliyle birleştirdi. Göğüs hizasında kaldırdı. “Tek yasamızı biliyor musun?” Mehmet “Suskunluk Yasası” dedi. Mehmet Sağar bu cümleyi üç kez daha tekrarladı. Mehmet’te üç kez daha “Suskunluk Yasası” diye tekrarladı. Daha sonra Mehmet, eğilip kontun yüzüğünü öptü. Konsorsiyumda ki diğer 5 üyeye de tek tek sarıldı. Koltuğuna oturdu. Mehmet etrafını biraz incelediğinde isimlerin çok tanıdık geldiğini ve hepsini de bu güne kadar tanıdığını gördü. Ama biri vardı ki karşısında oturuyor ve kanına çok dokunuyordu. Üzeyir Sarih tam karşısında ona bakıyordu. Demek konsorsiyum üyeleri bunlar diye düşündü. Silah işi konsorsiyumun kontu Mehmet Sağar’daydı, uluslararası ilişkiler aslen İsrailli olan Üzeyir Sarih’te, kumar işleri Salih Bir’de, uyuşturucu ticareti Halil İbrahim Savar’da, tüm bunların nakliyesi, gümrük giriş çıkışları Türkcan Kayıkçı’da, borsa manipülasyonları ise Cavit Sağlar’ın kontrolündeydi. Mehmet söze girerek “Yüce konsorsiyuma dahil olarak artık hepinizle kardeş olduğumu düşünüyorum. Ancak buraya dahil olana kadar bazı tatsız tesadüfler yaşadım. Ortağım vuruldu, ağır yaralandı. Henüz tam olarak kurtulmuş sayılmaz. Ama bunun dışında hala sağlıkları yerinde olan sevdiğim 4 kız var. Tabii ki böylesine büyük ve yüce bir konsorsiyumun o kadar mesele dururken bu 4 kızla ilgilenmesi ihtimalini düşünemiyorum bile… Ama batıl inançları olan biriyim… Eğer bu konsorsiyumun içinde bulunduğum sürece bu kızlardan herhangi birinin başına olmadık bir iş gelirse, vurulurlarsa, yolda kazara birine araba çarparsa, bir esrarkeş tarafından önleri kesilir ve yaralanırlarsa ya da tesadüfen sahneden düşüp bir yerlerini kırarlarsa bunun için bu odada bulunan bazı kişileri suçlarım… Ve inanın bunu asla affetmem…” Mehmet Sağar “Hiddetini anlıyorum kardeşim” dedi. “Elbette ki bu odada bulunan hiçbir kardeşin diğer kardeşi aleyhinde herhangi bir eylemde bulunması imkansız ve kardeşlik yasalarımıza aykırıdır… Ortağın içinse ayrıca üzüldüm. Hadiseyi araştıracağım, gerekeni yapacağım, durumdan haberdar ederim” dedi. Mehmet gözlerini Üzeyir Sarih’e dikerek “Teşekkür ederim… Ama hadiseyi ben araştırırım, gerekeni yaparım, durumdan da herkesin haberi olur” dedi. Kont onaylayarak başını salladı “Nasıl istersen kardeşim” dedi. “Gelelim gündemde ki meselelere. Öncelikle aramıza yeni katılan Mehmet kardeşimiz için her birinizin toplantımızdan sonra sırayla bizzat ofisinde ziyaret ederek kendi alanınızda uzman olduğu konuyla ilgili gerekli doneleri ve brifingleri vermenizi rica ediyorum. Bunun dışında söz almak isteyen?” Cavit Sağlar söze girdi “Mehmet kardeşe hoş geldiniz diyerek başlamak istiyorum önce. İşimize dönecek olursak Amerika’nın Osetya’ya müdahalesi haliyle İMKB’de huzursuzluk doğurdu. Özellikle Amerikan şirketlerinin hisseleri tavan yaparken Rus şirketlerin hisselerinde ciddi bir değer kaybı yaşandı. Muhtemelen yakın bir gelecekte Osetya’nın Rusya’ya dahil olması durumunda bu gün taban yapan bu hisseler gelecekte inanılmaz boyutta değer kazanacaktır. Özellikle Osetya’nın Rusya’nın sınırlarını geliştirmesi ile taşımacılık ve inşaat sektöründe ki şirketlerin hisseleri tavan yapacaktır. Ben şu anda hisseler ucuzken toplayabildiğimiz kadar toplayalım derim. Yakın bir gelecekte bunun bize getirisi büyük olacaktır.” Cavit Sağlar genelde bu tür ufak manipülasyonlarla ilgilenmezdi. Onun yaptığı işler daha karmaşık olurdu. 99 krizinin sebepleri arasında ki bir numaralı kişiydi. Piyasada ki sıcak parayı bir gecede çekerek büyük bir kriz ortamı doğurmuş binlerce kişinin işsiz kalmasına neden olmuş, iş gücünün değeri azalmış bunun sonucunda da şirketleri milyarlarca dolar kar etmişti… Üzeyir Sarih söze girerek “Uluslar arası boyutta bakıldığında aynı coğrafyada Çeçenler daha önce çok kanlı eylemler yaptılar. Boşa demiyorlar; Türkten karını, Çeçenden canını, Azeriden malını sakınacaksın diye… Oset halkı çoğunluğu Müslüman olan Gürcülerle birlikte azınlık olarak yaşamaktansa Rusya gibi Dünya devi bir ülkenin himayesinde yaşamayı tercih ediyor.” Mehmet başını onaylamayan bir ifadeyle salladı “Mesele Müslüman-Rus meselesi değil Üzeyir...” dedi. Daha sonra Üzeyir Sarih’e daha fazla bakmaya tahammül edemedi. Tüm konsorsiyuma hitap ederek “Siz hiç İlich Ramirez Sanchez Carlos adını duydunuz mu?” Kont Mehmet Sağar “Çakal Carlos” dedi. Yüzünde sanki eski bir dostu hatırlıyor gibi bir ifade vardı. Mehmet başıyla onayladı. “Evet Çakal Carlos. 14 yaşında hayatını Marxizme adadı. Profosyonel devrimciydi. Başta Ortadoğu olmak üzere binlerce insanın eğitiminden sorumluydu. Dünyada bir çok örgüt ve devlet adamıyla sıcak ilişkisi vardı. Tek düşmanıda Amerika’ydı. CIA ve Mossad’ın en büyük hedefiydi. Tüm Dünya’da onu aradılar ama ellerinde sadece bir vesikalık fotoğraf vardı.” Halil İbrahim Savar koltuğundan rahatsız rahatsız doğruldu. Göbekli, 55 yaşlarında, beyaz saçlı bir adamdı. “Fransızlar Sudan’da yakaladılar onu. La zamanında onun yollarıyla çok toz getirip götürmüştüm” diye homurdandı. Antep şivesiyle konuşuyordu. Mehmet Halil Savar’a bakarak “Evet” dedi “Ve bir dönem Abdullah Çatlı gibi isimlerin kaldığı Le Sante cezaevine koydular. Peki bir dönemin en büyük teröristi yakalandığında ilk yaptığı açıklama neydi? “Ben müslüman oldum.” Adını da değiştirdi. Çakal Carlos, Salim Muhammed Nuri oluvermişti. Dün Ortadoğu’da zengin kitleleri korkutan Marxizm’di bugünse İslam. Dün Mao’dan Che’den nefret ediyorlardı. Bugün Ladin’den El Kaide’den” Kont bir Üzeyir Sarih’e bir Mehmet’e baktı. “İşte ben konsorsiyumumda hep böyle açık fikirli, ileri görüşlü insanları görmek istediğim için seni davet ettim kardeşim” dedi. Mehmet “Teşekkür ederim” dedi, koltuğunda geriye yaslandı… Cebinden bir Zippo çakmak çıkarıp kapağını açtı. Çat diye tekrar kapattı, tekrar açtı ve tekrar kapattı. Çakmaktan gözlerini ayırmadan “Bir fikrim var” dedi…

XSelynckX
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 14:22 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 1219 Nerden: Aydın
ooo maşşallah harika olmuş biraz uzun ama Very Happy

MiRaYyYcEmReEe
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 14:27 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 413 Nerden: Erzurum
ama değmiş Wink

cemreandhazal
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 14:47 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 2514 Nerden: Ankara
Çok güzel olmuş..
Valla ben bunları hem okuyorum hem yaşıyorum..
Yani o kadar süper.. Smile Wink

efsanekral696
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 15:11 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1810 Nerden: Sivas
Ölmeyecek ulan!!! Laughing
Teşekkürler, her zamanki gibi süper.. Smile

Gulcinsweet
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 15:15 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 321
Süper!! Smile

berkanyoshy
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 15:44 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1985 Nerden: İstanbul
Valla ben ciddiyim, kitap vs. birşeyler yapın beyler. Very Happy

esmerperim
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 15:50 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 724 Nerden: Kütahya
vay vay vay Very Happy

nazrinhepsi
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 16:30 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 1184 Nerden: Yurt Dışı
her zamanki gibi süper Wink mayko

berkana katılıyorum Wink

mayko
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 19:32 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1794 Nerden: Bursa
Teşekkürler arkadaşlar kafamızda bir sürü proje varda malum Grup Hepsi olarak isim hakkı var. Bizden telif hakkı isterlerse o parayı karşılamamıza imkan yok Very Happy Ama aklımızda bir film projesi yok değil Wink

DipNot: Yorumları okudukça uykusuz kaldığım gecelere değdiğini görüp mutluluklara ve zevklere gark oluyorum... ( Ne dedim değil mi Very Happy )

cemreandyakkin
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 19:54 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 906 Nerden: Kütahya
Süpersin mehmet
elinize sağlık

efsanekral696
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 22:06 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1810 Nerden: Sivas
Telif hakkında bize torpil geçerler artık herhalde.. Very Happy Cool

GulciNz
Küçük gönderi resmiTarih: Cuma, Eylül 5, 2008 23:53 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 3363 Nerden: Aydın
İşte bu: Seyret Yasemin...!

Yalnız ben hala o çakmağı merak ediyorum... Confused

mayko
Küçük gönderi resmiTarih: Cumartesi, Eylül 6, 2008 17:08 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Takımdan Takımdan
Mesajlar: 1794 Nerden: Bursa
Çakmağın bir olayı var tabii Naz'cım yakında çıkacak ortaya Very Happy

Ayrıca Serdar'ın dediği gibi ilginiz sürdükçe biz kurguyla birleşmiş gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz Wink

ilkaycemre21
Küçük gönderi resmiTarih: Cumartesi, Eylül 6, 2008 19:15 - Mesaj konusu: Cevap: Hepsi Bir + İki
Kıdemli Üye Kıdemli Üye
Mesajlar: 1599 Nerden: Ankara
Tam gaz devam!! Razz
Her bölümü büyük ilgiyle bekliyorum!!
Siz süpersiiniz Razz

Mesajları göster:  

Tüm zamanlar GMT +2 Saat
5. sayfa (Toplam 10 sayfa)
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10  Sonraki
Yeni Başlık GönderMesaja yanıt verme resmi